Havacılıkta "Wellbeing": Gökyüzündeki Görünmez Stresler ve Çarpıcı Tespitler
- Eray Beceren

- 24 Nis
- 2 dakikada okunur

Havacılık endüstrisinde pilotların "wellbeing" (esenlik ve refah) durumu yalnızca bireysel bir sağlık meselesi değil, aynı zamanda uçuş emniyetini doğrudan etkileyen kritik bir güvenlik unsurudur. Aeromedical Safety Coalition (ASC) tarafından hazırlanan güncel Pilot Akran Destek Programları (PSP) raporu, pilotların mental sağlığı ve yardım arayış süreçleri hakkında daha önce çok konuşulmayan, spesifik ve oldukça çarpıcı tespitler sunuyor.
İşte raporda wellbeing konusunda öne çıkan en dikkat çekici tespitler ve havacılık profesyonellerinin dünyasına içeriden bir bakış:
1. "Zayıflık" Algısına Karşı "Kötü Bir Olay" Algısı: Neden Yardım İstemiyoruz?
Raporda wellbeing ve yardım arama davranışlarıyla ilgili en çarpıcı tespit, "negatif yaşam olayları" ile "mental sağlık sorunları" arasındaki kültürel algı farkına dayanıyor. Belgenin spesifik olarak vurguladığı ve temel aldığı şu yorum oldukça sarsıcıdır:
"Negatif yaşam olayları, kişinin doğasında var olan bir zayıflıktan ziyade insanların başına gelen kötü bir şey olarak algılandığından, mental sağlık sorunlarına göre daha az damgalanmaktadır (stigmatize edilmektedir)."
Bu tespit, havacılık kültüründe bir pilotun "bende depresyon var" diyerek yardım istemesinin ne kadar zor olduğunu açıklıyor. Aynı pilota göre, boşanma veya bir yakınının ölümü gibi "dışarıdan gelen negatif bir olay" için destek programlarına (PSP) başvurmak çok daha kolay ve kabul edilebilirdir.
2. Sağlık Hizmetinden Kaçınma ve İşini Kaybetme Korkusu
Rapordaki bir diğer spesifik tespit, pilotların geçim kaynaklarını kaybetme korkusunun wellbeing üzerindeki yıkıcı etkisidir. İfade edilen büyük bir araştırmanın verilerine göre, pilotların %56'sı tıbbi sertifikalarını kaybetme korkusuyla sağlık hizmetlerinden kaçındıklarını belirtmiştir.
Özellikle havacılığın dinamiklerini tam olarak anlamayan psikolog ve psikiyatristlerin teşhis süreçleri büyük bir risk yaratmaktadır. Örneğin, aileden birinin vefatı sonrasında yaşanan son derece doğal bir yas süreci, dışarıdan bir uzman tarafından "majör depresyon" gibi enflasyonist (abartılı) bir teşhisle etiketlenebilmektedir. Bu tür bir teşhisin doğrudan lisans kaybına yol açabileceğini bilen pilotlar, sorunlarını gizlemeyi seçmektedir. Rapor, bu yüzden pilotların "Z-kodları" kullanarak teşhis şişirmesi yapmayan, "havacılık dostu" uzmanlara yönlendirilmesinin wellbeing için hayati olduğunu vurgulamaktadır.
3. Yenilikçi Bir Çözüm: "Mental Dayanıklılık" (Mental Resilience) İzinleri
Pilotların wellbeing durumunu korumak ve desteklemek adına havayollarının geliştirmeye başladığı yenilikçi politikalar da raporun umut verici tespitleri arasında yer alıyor. Bazı Akran Destek Programları (PSP), pilotların yardım arayışını cezalandırmak yerine teşvik eden yeni adımlar atmaktadır.
Örneğin, zorluk çeken pilotlara, yıllık devamsızlık ve güvenilirlik izleme limitlerini (sicillerini) etkilemeyecek şekilde 10-15 günlük ekstra "mental dayanıklılık" hastalık izni verilmesi gibi politikalar geliştirilmektedir. Bu sayede pilot, işine mal olacak bir "devamsızlık" sicili korkusu yaşamadan kendi psikolojik iyileşmesine odaklanabilmektedir.
Özetle; Havacılıkta wellbeing'i sağlamak sadece bir "destek hattı" kurmaktan ibaret değildir. Pilotların kendilerini damgalanmış hissetmeden ("bu bir zayıflık değil, insani bir durum" diyerek) yardım isteyebilecekleri, lisanslarını ve geçim kaynaklarını riske atmayacakları şeffaf bir emniyet kültürü inşa etmek şarttır. Rapor bize gösteriyor ki; gökyüzündeki emniyet, pilotların yeryüzünde kendilerini ne kadar güvende ve "iyi" hissettikleriyle doğrudan bağlantılıdır.
Kaynak:
Aeromedical Safety Coalition (ASC). (2026, Mart). Characterizing Major U.S. Pilot Peer Support Programs as a Potential Aviation Safety Risk Control Study Report.






Yorumlar