Yeni Kirkpatrick Modeli ve Eğitim Değerlendirme Kültürü
- Eray Beceren

- 10 saat önce
- 4 dakikada okunur

İş dünyasında organizasyonlar; eğitim programlarından yapay zeka entegrasyonlarına kadar pek çok değişim inisiyatifine her yıl milyonlarca dolar harcamaktadır. Ancak liderler "Bu yatırımlar gerçekten işe yaradı mı?" diye sorduğunda, çoğu kurum bu soruyu somut kanıtlarla cevaplayacak bir disiplinden yoksundur. Yeni yayımlanan "Building a Culture of Evaluation: The New Kirkpatrick Model" adlı kitabın odaklandığı temel sorun tam olarak budur. Bu makale, kurumların sadece "aktiviteyi" ölçme alışkanlığından kurtularak, gerçek iş sonuçlarını ve davranış değişimlerini kanıtlayan Kurumsal Performans İstihbaratı (EPI) disiplinine nasıl geçiş yapabileceğini detaylı bir şekilde incelemektedir.
Yanlış Bilinen Üç Temel Varsayım
Kurumların etkili bir değerlendirme yapamamasının kökeninde, onlarca yıldır iş süreçlerine kodlanmış ve sağduyu gibi görünen üç temel varsayım yatmaktadır:
Aktivite Etkiye Eşittir: Bu en yaygın yanılgıdır. Organizasyonlar, eğer bir şeyi sayabiliyorlarsa onu değerlendirdiklerini zannederler. Örneğin, %92 tamamlama oranına sahip bir eğitim programı değerlendirilmiş sayılmaz; sadece sayılmıştır. Tamamlama veya benimseme oranları sadece bir şeyin gerçekleştiğini gösterir, ancak herhangi bir şeyin değişip değişmediği hakkında hiçbir bilgi vermez. Bunlar, organizasyonların liderlerin önüne koyduğu "gösteriş metrikleridir".
Değerlendirme Belirli Bir Departmanın İşidir: Eğitim ve Gelişim eğitimleri, İnsan Kaynakları (İK) bağlılığı, Finans ise operasyonel metrikleri değerlendirir. Her departman kendi çerçevesini kullanır ve veriler silolar halinde kalır. Hiçbir departman, büyük bir yatırımın başından sonuna kadar gerçekten işe yarayıp yaramadığına dair eksiksiz ve tutarlı bir tabloya sahip değildir.
Değerlendirme Sürecin Sonunda Yapılır: Programlar uygulanır ve bazen aylar sonra değerlendirilir. Yazılan raporlar bir nevi "otopsi" niteliğindedir. Oysa ilk 30 günde pekiştirilmesi gereken davranışlar ihmal edilmiş, engeller çok geç fark edilmiş ve başarısızlık sinyalleri veren öncü göstergeler gözden kaçırılmıştır.
Çözüm: Kurumsal Performans İstihbaratı
Modern işletmeler veri açısından oldukça zengin, ancak istihbarat açısından fakirdir. Neler olduğunu tanımlayabilirler ama neyin neden işe yaradığını veya nasıl tekrarlanacağını açıklayamazlar. Tam bu noktada devreye giren çözüm, "Kurumsal Performans İstihbaratı" (Enterprise Performance Intelligence - EPI) disiplinidir. EPI, organizasyonel performans hakkında gerçek istihbarat üretme sanatıdır; neyin işe yaradığı, neden işe yaradığı ve bunun kurum genelinde nasıl ölçeklendirilebileceği konusunda kanıta dayalı bir netlik sağlar.
EPI'nin ne olmadığını anlamak, ne olduğunu anlamak kadar önemlidir:
Öğrenme Analitiği Değildir: Öğrenme analitiği tüketimi ölçer (kim, hangi kursu, ne kadar sürede bitirdi). EPI ise o öğrenmenin sahada hedeflenen davranışı ve iş sonuçlarını değiştirip değiştirmediğine bakar.
İK Analitiği Değildir: İK analitiği iş gücünün durumu (bağlılık, duyarlılık) hakkında teşhis koyar. EPI, bu durumu iyileştirmek için yapılan müdahalelerin ve programların işe yarayıp yaramadığını değerlendirir.
Performans Yönetimi Değildir: Performans yönetimi bireyleri hedeflere göre değerlendirir. EPI ise bireylerin performansını etkilemek için kurulan sistemleri, sağlanan araçları ve yapılan yatırımları değerlendirir.
İş Zekası (BI) Değildir: İş zekası sonuçları (gelir, üretkenlik) açıklar. EPI ise bu rakamların neden değiştiğini ve hangi müdahalelerin, hangi davranışları tetikleyerek bu sonucu doğurduğunu kanıtlar.
Yeni Kirkpatrick Modeli ve Değerlendirme Kültürü
60 yılı aşkın süredir var olan Kirkpatrick değerlendirme metodolojisi güncellenerek eğitim dünyasının dışına çıkmış ve tüm kuruma uygulanabilir hale gelmiştir. "Building a Culture of Evaluation: The New Kirkpatrick Model" (Bir Değerlendirme Kültürü İnşa Etmek: Yeni Kirkpatrick Modeli) yaklaşımında geleneksel piramit yapısı yerine iç içe geçmiş halkalar kullanılmaktadır:
Sonuçlar (Seviye 4 - Kuzey Yıldızı): Bir girişimin var olma amacıdır (Gelir, elde tutma, üretkenlik).
Performans Ortamı (Dış Halka): Uygulama fırsatları, yönetici desteği, teşvikler ve psikolojik güvenlik gibi unsurları içerir. Genellikle değerlendirmede görünmez olan bu halka, davranış değişikliğinin kalıcılığını belirleyen en kritik faktördür; bu ortam destekleyici değilse en iyi eğitimler bile çöker.
Performans Desteği: İş başında kişilerin doğru performansı göstermesine yardımcı olan koçlar ve araçlardır.
Kritik Davranışlar (Seviye 3): Sonuçların gerçekleşmesi için iş başında farklı yapılması gereken gözlemlenebilir özel davranışlardır.
Öğrenme ve Reaksiyon (Seviye 1 ve 2): Eğitim ve ilk tepkiler bu modelin sadece temelidir, tamamı değildir.
Model neyin ölçüleceğini söylese de, bunu kurum çapında tutarlı hale getirecek olan şey Değerlendirme Kültürüdür. Bu kültür; kararlılık, işbirlikçi araçlar, cesaret, güven ve sağlam iletişim döngüleri üzerine inşa edilir. Bireysel beceriler önemli olmakla birlikte, bunu kurumsal bir pratiğe dönüştürecek sistem kültürüdür.
Kanıta Dayalı Raporlama ve Alıntılama İhtiyacı
Eğitim, değişim yönetimi veya yapay zeka projelerinin başarısını savunurken, organizasyonların sadece inançlara veya katılımcıların hislerine güvenme lüksü artık yoktur. Liderler ve yönetim kurulları; çalışanların sadece eğitimleri sevdiğine değil, program sonucunda iş üzerinde spesifik davranışların değiştiğine ve bu davranış değişimlerinin işletme sonuçlarını nasıl iyileştirdiğine dair verilerden doğrudan alıntılanmış somut kanıtlar talep etmektedir. Bu bağlamda, değerlendirme kültürü; projelerin ve yatırımların başarısını ifade ederken aktivite metriklerini (katılım veya bitirme oranları) birer başarı referansı gibi alıntılamayı reddeder. Bunun yerine, başarı hikayeleri doğrudan "davranış değişiminden ve iş sonuçlarına yansıyan somut verilerden yapılan alıntılarla" anlatılmalı ve temellendirilmelidir.
Neden Şimdi ve Hemen Yapılması Gerekenler
EPI bir lüks değil, rekabet avantajı sağlayan stratejik bir zorunluluktur. Birden fazla dönüşümün (Yapay zeka adaptasyonu, yetenek stratejisi değişimleri vb.) aynı anda yürüdüğü baş döndürücü değişim hızı, bütçe denetimlerindeki katılık ve AI yatırımlarındaki devasa artış; kanıta dayalı ölçüm yapamayan programların gelecekte kesinlikle bütçe kesintisine uğrayacağını göstermektedir.
Organizasyonların bu disiplini bugünden kurmaya başlamak için atabileceği üç somut adım bulunmaktadır:
En pahalı (en görünür olanı değil) projenizi seçin ve hangi iş sonucunu hedeflendiğini, bu sonucun kim tarafından takip edildiğini sorun.
Son "başarılı" ilan edilen programınızı inceleyin; davranışların sahada değiştiğine ve bunun iş sonucuna bağlandığına dair somut bir kanıt/veri olup olmadığını sorgulayın.
Şirket içindeki konuşma dilini fark edin; birisi "Program başarılıydı" dediğinde, merakla "Başarı derken neyi kastediyorsun, tam olarak ne değişti?" diye sorarak kurumunuzda aktivite yerine etki aramayı bir standart haline getirin.
Sonuç:
Sonuç olarak, eğitim tamamlama veya katılımcı memnuniyeti gibi "gösteriş metrikleriyle" (vanity metrics) başarıyı savunduğumuz devir artık kapanmıştır. Önümüzdeki on yılda ayakta kalacak ve rekabet avantajı sağlayacak organizasyonlar, yatırımlarının iş sonuçlarını nasıl değiştirdiğini Kurumsal Performans İstihbaratı (EPI) ile somut verilere dayanarak kanıtlayabilenler olacaktır. Başarılı bir değerlendirme süreci, sadece bir departmanın görevi değil, kurum çapında benimsenen bir kültür meselesidir. Bu kültürel dönüşüme, hemen bu hafta "Şu anki en pahalı girişimimiz tam olarak hangi iş sonucunu hedefliyor?" sorusunu sorarak ve gerçek etkiyi aramaya başlayarak adım atabilirsiniz.




Yorumlar