top of page

Goleman'a göre; Umut - Duygusal Zekâ

İş dünyası, yapay zekânın (AI) çalışma hayatına entegrasyonu gibi büyük teknolojik değişimlerin ve belirsizliklerin yarattığı stresle başa çıkmaya çalışıyor. Peki, bu dönüşüm fırtınasında ayakta kalmanın ve hatta gelişmenin sırrı ne olabilir? Ünlü psikolog ve yazar Daniel Goleman'ın LinkedIn platformunda yayımlanan "Duygusal Zeka Umut Veriyor" (Emotional Intelligence Gives Hope) başlıklı makalesi, tam da bu soruya ışık tutuyor.


Goleman'ın kaleme aldığı bu ufuk açıcı yazıdan hareketle, iş dünyasındaki herkesin dikkate alması gereken üç önemli hususu sizler için derledik:


1. Her Şeyi Değiştiremezsiniz Ama Tepkinizi Yönetebilirsiniz

Karşılaştığınız her durumu ya da dış faktörü kontrol etmeniz imkânsızdır; ancak bu durumlara verdiğiniz duygusal tepkileri yönetmeyi öğrenebilirsiniz. Duygusal Zekânın (EI) temel yetkinliklerinden olan uyum sağlama (adaptability) ve olumlu bakış açısı (positive outlook) tam bu noktada devreye girer. Örneğin yapay zekânın iş yerinizi değiştirmesi karşısında paniğe kapılmak yerine, bu yetkinlikler sayesinde yeni durumlara yenilikçi yaklaşımlarla uyum sağlayabilirsiniz. Stanford Üniversitesi'nden psikolog Carol Dweck'in "growth mindset" olarak adlandırdığı bu durum, başkalarındaki ve karşılaştığınız olaylardaki iyi yönleri görerek, başkalarının sadece bir engel gördüğü yerde sizin bir fırsat bulmanızı sağlar.


2. İş Yerinde "Acımasız İyimserlik" Tuzağına Dikkat

Kurumlar ve liderler için en kritik uyarılardan biri "acımasız iyimserlik" kavramıdır. Kurumların bizzat kendi yarattıkları stres faktörlerini görmezden gelerek, uyum sağlama ve iyimser olma yükünü tamamen çalışanların omuzlarına yüklemesi "acımasız iyimserlik" olarak tanımlanır.


Liderlerin veya İnsan Kaynakları departmanlarının, stresin temelindeki organizasyonel sorunları çözmek yerine çalışanlara sürekli "dişinizi sıkın ve bardağın dolu tarafına bakın" mesajı vermesi bu durumun en net göstergesidir. Aynı şekilde, karlılık ve hisse senedi fiyatları gibi kısa vadeli hedeflere odaklanıp, artan iş yükünün çalışanlar üzerindeki uzun vadeli insani maliyetini göz ardı etmek de bu sorunun bir parçasıdır. Sistem düzeyinde bir farkındalık olmadan, yapısal sorunları çözmek yerine sadece teknolojiyi entegre etmeye odaklanmak, çalışanların üzerindeki stresi hafifletmez.


3. Stresin Biyolojisi ve "Yenilenme" Molaları

Uzun süredir stresin bedenimizi yıprattığını, yaşam süresini kısalttığını ve bunama riskini artırdığını biliyoruz. Ancak Martin Picard'ın yaptığı yeni araştırmalar, işin biyolojik boyutunu da gözler önüne seriyor: Stres, vücudumuzdaki her hücrenin enerji merkezi olan "mitokondrilerin" işleyişini bozuyor.

İyi haber şu ki; pozitif ruh halleri, hayatta bir amaç duygusuna sahip olmak ve genel bir iyilik hali hissetmek mitokondrileri güçlendiriyor. Yönetim bilimi uzmanı Richard Boyatzis, hayatın getirdiği üzüntü ve streslere karşı keyifli molalar vermenin (kendisinin deyimiyle "yenilenmeler") bedensel ve duygusal tahribatı tamponlayabileceğini belirtiyor. Doğada vakit geçirmek, bir arkadaşla uzun bir yürüyüş yapmak, yoga ya da meditasyon yapmak gibi basit ama bilimsel olarak kanıtlanmış "yenilenme" yöntemlerini günlük rutininize mutlaka dahil etmeniz gerekiyor.

Özetle; ister yapay zeka devrimi ister ekonomik dalgalanmalar olsun, zorluklar her zaman olacaktır. Ancak duygusal zekanızı geliştirerek ve lider olarak kurumunuzdaki yapısal stresi doğru yöneterek bu zorlukların üstesinden gelmek mümkündür.

Kaynak:

Daniel Goleman, "Emotional Intelligence Gives Hope", LinkedIn, 31 Mart 2026.

Yorumlar


  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Instagram
  • YouTube

©2021, Anahtar Eğitim

bottom of page