
Arama Sonuçları
Boş arama ile 774 sonuç bulundu
- Eğitimde Geleneksel Yöntemlerin Ötesine Nasıl Geçeriz?
Bugün sizlerle, eğitim tasarım stratejilerimizi çeşitlendirme ve her çalışanın öğrenme potansiyelini maksimize etme zorunluluğunu vurgulayan önemli bir makaleyi paylaşmak istedim. Bu yazı, İlkbahar 2025 tarihli ( Cilt 18, Sayı 2 ) Training Industry Magazine dergisinin "DIVERSITY AND INCLUSION" (Çeşitlilik ve Kapsayıcılık) başlıklı bölümünde yer alan ve Dr. Kristal Walker, CPTM, SHRM-CP tarafından kaleme alınan “UNLOCKING EVERY LEARNER’S POTENTIAL” (Her Öğrenenin Potansiyelini Ortaya Çıkarmak) başlıklı köşe yazısıdır. Bu makaleyi paylaşmak istememin temel nedeni, geleneksel eğitim yöntemlerinin artık hedef kitlemizin çeşitli ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını net bir şekilde görmemizdir. Dr. Walker, beynin öğrenme şeklinin kişisel olduğunu vurguluyor ve bu nedenle L&D profesyonelleri olarak, içeriği işleme ve saklama biçimleri farklı olan insanlara hitap eden çeşitli öğrenme stratejilerini kullanmamız gerektiğini gösteriyor. Etkili Öğrenmenin Önündeki Geleneksel Engeller Dr. Walker, her öğrenenin sürece benzersiz güçlü yönler ve zorluklar getirdiğini belirtiyor. Ancak geleneksel eğitim yaklaşımları bu farklılıkları genellikle göz ardı ediyor ve bu durum çeşitli olumsuz sonuçlara yol açıyor: Katılım ve Esneklik Eksikliği: Öğrenenlerin ilgisini çekememe durumu. Farklı Öğrenme Tercihlerine Uyum Sağlayamama: Bireysel öğrenme biçimlerinin dikkate alınmaması. İçeriği Saklamada Zorluk: Bilginin kalıcı olarak akılda tutulamaması. Beceriyi Uygulamada Eksiklik: Öğrenilenlerin iş hayatına aktarılamaması. Ayrıca, yapılandırılmış molalar olmadan, öğrenenler zihinsel yorgunluk ve düşük kalıcılık riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bilginin sürekli akışı, hangi içgörülerin değerli olduğunu ayırt etmeyi zorlaştırıyor. Bu engelleri ortadan kaldırmak için, eğitim profesyonelleri programlarına mikro molalar, aralıklı tekrarlar (spaced repetition) ve aktif öğrenme teknikleri dahil etmelidir. Herkes İçin İşe Yarayan Basit Stratejiler Dr. Walker, eğitimi herkes için daha etkili hale getirecek basit ama güçlü dört strateji öneriyor: 1. Öğrenenleri En Başından İtibaren Dahil Edin (Active Learning) Bir oturuma dersle başlamak yerine, eleştirel düşünmeyi gerektiren uygulamalı bir aktivite ile başlamayı düşünün. Öğrenenler en başta öğrenme etkinliklerine katıldığında, eğitim içeriğiyle hızlı bir bağlantı kurarlar, bu da içeriği daha alakalı ve akılda kalıcı hale getirir. Alternatif olarak, eğitmenler temel içeriği bir mikro öğrenme kursu aracılığıyla önceden vererek “ters yüz edilmiş sınıf” (flipped classroom) deneyiminden yararlanabilirler, böylece gerçek zamanlı eğitim süresi pratik uygulamaya daha çok ayrılabilir. 2. Özel ve Uyarlanabilir Öğrenme Deneyimi Oluşturun (Adaptive Experience) Çeşitli öğrenme seçenekleri için daha uyarlanabilir öğrenme araçları ve teknikleri sunun. Bu, tercih edilen öğrenme stiline dayalı farklı eğitim yolları veya modaliteleri sunmak kadar basit olabilir. 3. Akranlar Arası Öğrenmeyi Teşvik Edin (Peer-to-Peer Learning) İşbirlikçi öğrenme ortamlarında, öğrenenler yargılanma korkusu olmadan soru sormaya, fikir paylaşmaya ve etkileşime girmeye daha yatkındır. Öğrenenlerin fikir ve deneyim alışverişinde bulunduğu basit bir sohbet bile, bir dizi dersten daha etkili olabilir. 4. Öğrenenin Beynine Dinlenmesi İçin İzin Verin (Allow Rest) Çok fazla eğitim içeriği tüketimi, tükenmişliğe veya eğitim yorgunluğuna neden olabilir. Yoğun eğitim deneyimleri yarattığımızda, öğrenenlerin eğitime karşı daha yorgun ve kırgın hale gelmesi riskini de yaratırız. Küçük aralar veya tekrar oturumları bile beynin yeni bilgileri emmesine ve saklamasına yardımcı olabilir. Sonuç Dr. Walker, katı, standart yaklaşımlardan uzaklaşmanın, öğrenenlerin çeşitli ihtiyaçlarına uyum sağlayan yeni teknikleri benimsememizi sağladığını belirtiyor. Eğer bu, biz L&D profesyonelleri için geçerliyse, hizmet verdiğimiz kitle için tasarladığımız deneyimlerin ne kadar değerli olduğunu hayal edin. Biz, hizmet ettiğimiz öğrenenlerin tam potansiyelini ortaya çıkardığımızda, güçlü çalışma ekipleri, yüksek performanslı organizasyonlar ve geleceğe hazır bir iş gücü inşa etmeye katkıda bulunmuş oluruz. Walker’ın da dediği gibi, "Eğitim, öğrenenleri bulundukları yerde karşılamak üzere tasarlanmalıdır" . Siz, kendi programlarınızda her öğrenenin potansiyelini ortaya çıkarmak için hangi esnek ve kapsayıcı stratejileri uyguluyorsunuz? Yorumlarda tartışalım!
- Havacılıkta Pozitif Organizasyonel Kültür
SAFETY FORUM 2025 'de çok önemli konularda çok güzel bildiriler, sunumlar yapıldı. Bu bildiriler ile ilgili bazı özetleri paylaşmak isteriz. Bildirinin başlığı: "Positive Organisational Culture; the path to resilience for the organisation and the human within?" Bildiriyi sunan konuşmacı, Avrupa Kokpit Derneği (ECA) Başkan Yardımcısı Kaptan Pilot Paul Reuter, FRAeS 'tir. Bu kavram ve doküman, ECA Yürütme Kurulu rehberliğinde, ECA Uçuş Emniyeti (Safety) ve Adil Kültür uzmanlarının yardımıyla geliştirilmiştir. Ayrıca Catherine Bichara (Skyguide) ve Job Brüggen (LVNL)'in yardımı ve katkıları alınmıştır. Havacılıkta Pozitif Organizasyonel Kültür (POK) tanımı da Bichara, Brüggen ve Reuter tarafından formüle edilmiştir. Kültürün Kritik Rolü ve Havacılığın Zorlukları Havacılık endüstrisi için Pozitif Organizasyonel Kültür (POK), sektörün karşılaştığı mevcut zorluklara karşı dayanıklılık sağlamak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek açısından hayati önem taşımaktadır. COVID-19 pandemisi, toparlanma sürecinde yaşanan personel sıkıntısı ve operasyonel kaos gibi, sektörde uzun süredir gizli kalan yapısal sorunları ortaya çıkaran bir katalizör görevi görmüştür. Havacılığın çekiciliği, sürekli stres, ticari baskı, düzensiz çalışma saatleri ve sömürücü olabilen, güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle gölgelenmiştir. Bu durum, havacılık personelinin istihdamdan ayrılmasına yol açan "Büyük İstifa" olarak adlandırılan bir personel göçüne neden olmuştur. ECA, havacılığın gelecekteki zorluklara karşı yeterince dirençli olabilmesi ve yüksek uçuş emniyeti seviyelerini sürdürebilmesi için Pozitif Organizasyonel Kültürün temel bir gereklilik olduğuna inanmaktadır. ECA, sektörün genellikle uçuş emniyeti kültürüne odaklanırken, kurumsal/organizasyonel kültürü genel olarak ihmal ettiğine inanmaktadır. Oysa, uçuş emniyeti kültürü ve kurumsal organizasyonel kültür birbiriyle güçlü bir şekilde bağımlıdır; biri olmadan diğeri olamaz. Adil Kültürün Kapsamının Genişletilmesi Gerekliliği Havacılık, "Adil Kültür" (Just Culture) kavramına aşinadır, ancak bu kavramın dar bir şekilde uygulanması eleştirilmektedir. Adil Kültür ilkeleri, genellikle sadece kaza raporlamasıyla sınırlı tutulmakta ve sadece ön saflardaki operatörlere (hava trafik kontrolörleri veya uçuş ekibi gibi) uygulanmaktadır. Bu dar yaklaşım, kültürün geniş organizasyon içinde inanılırlığını zayıflatır ve tutarsız bir ortam yaratır. ECA, Adil Kültürün ötesine geçilerek, tüm organizasyonel seviyelerce benimsenmesi ve tüm çalışanları kapsaması gerektiğine inanmaktadır, çünkü her çalışanın uçuş emniyeti ni sürdürme ve geliştirme konusunda bir rolü vardır. Pozitif Organizasyonel Kültürün Tanımı Avrupa Kokpit Derneği (ECA), Havacılıkta Pozitif Organizasyonel Kültürü (POK) için operasyonelleşmeye yardımcı olacak ve olumlu aktif şekillendirmeyi yakalayacak şu tanımı önermektedir: "Bir kuruluşun, motivasyon ve uçuş emniyeti bilinciyle hareket etmenin psikolojik olarak güvenli bir çalışma ortamının doğal bir sonucu olarak ortaya çıktığı, personelin kendini dahil hissettiği, güvenildiği, yetkilendirildiği ve kuruluşun başarısına öncülük etmek için isteyerek ekstra çaba gösterdiği bir ortamı aktif olarak yarattığı bir kültürdür" . Dayanıklılığa Giden Üç Sütun Bilimsel araştırmalar, çevresine ve ihtiyaçlarına uyarlanmış bir kültüre sahip kuruluşların ekonomik olarak daha iyi performans gösterdiğini ve kriz zamanlarında daha dirençli olduğunu göstermiştir. Organizasyonel dayanıklılık (resilience), sadece uçuş emniyeti bağlamında değil, uzun vadede finansal, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliği iyileştirecektir. Organizasyonel dayanıklılığın dayanması gereken üç ana sütun şunlardır: İnsan sermayesi sürdürülebilirliği (refah ve sosyal) Ekonomik sürdürülebilirlik Çevresel sürdürülebilirlik Pozitif Organizasyonel Kültürün Temel Köşe Taşları ECA, kuruluşun ekonomik gerçekliklerini, personel motivasyonunu, refahını ve yüksek uçuş emniyeti standartlarını dengeleyen bir Pozitif Performans Kültürünün temelini oluşturan beş temel unsur önermektedir: 1. Psikolojik Olarak Güvenli Bir Ortam Bu, ekip üyelerinin fikirlerini, endişelerini veya sorularını, kendi benlik imajları, statüleri veya kariyerleri üzerinde olumsuz sonuçlar korkusu olmadan dile getirmeye teşvik edildiği bir ortamdır. Psikolojik güvenliğin çekirdeğinde, ekibin kişilerarası risk alımına karşı güvenli olduğu inancı yatar. Kuruluşların yenilik yapabilmesi, gelişebilmesi, verimli ve dayanıklı olabilmesi için bu güvenlik esastır. Psikolojik güvenlik, zor konuşmaları kucaklamak ve aramaktır, "pembe, tüylü tek boynuzlu atlarla" ilgili değildir. Nörobilim bu güvenliğin ulaşılabilir olduğunu kanıtlar. 2. Adil Kültür Niteliklerinin Entegrasyonu Adil Kültür ilkeleri, yalnızca operasyonel alana veya ön saflara değil, organizasyonun tüm seviyelerine yayılmalıdır. Her çalışanın, ofiste çalışan biri olsun ya da ön saflarda bir operatör olsun, uçuş emniyeti ni sürdürme ve geliştirme konusunda bir rolü vardır. 3. İnandırıcı Değerler Kuruluşlar, kültürlerinin temelini oluşturan etik ve ilkeleri yansıtan net değerler tanımlamalıdır. Bu değerler hem iç hem de dış paydaşlar için inandırıcı olmalı, bağlama uyarlanmalı ve günlük operasyonlarda üst yönetimden aşağıya kadar görünür bir şekilde yaşanmalıdır. 4. Liderlik Liderlik, hiyerarşik konumdan bağımsız olarak her seviyede teşvik edilmeli ve insanlar karar verme özgürlüğüyle yetkilendirilmelidir ("Kararı, bilginin olduğu yere taşı"). Uçuş emniyeti açısından kritik ve insan merkezli operasyonlar göz önüne alındığında, teşvik edilen liderlik tarzı "Etik Liderlik" ilkelerine dayanmalıdır. Etik liderlik, "standartların yüksek ve korkunun düşük olduğu işyerleri inşa etmekle ilgilidir". 5. Şeffaf ve Dengeli Temel İstihdam İlişkisi Güvencesiz, şeffaf olmayan istihdam biçimleri (örneğin 'pay to fly', sıfır saatlik sözleşmeler), kararların uçuş emniyeti yerine ticari kaygılar yönünde dengelenmesi için teşvikler yaratarak, uçuş emniyeti raporlamasını ve uçuş ekibinin operasyonel kararlarını olumsuz etkileme eğilimindedir. Doğrudan ve süresiz istihdam sözleşmeleri, POK ve organizasyonel dayanıklılığın geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için çok temel bir gerekliliktir. Pozitif Kültür Oluşturma ve Sürdürme İpuçları Pozitif kültür oluşturmak, Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi'nin adapte edilmiş bir versiyonuna göre, çalışanların temel ihtiyaçlarını karşılamaktan başlar: Fizyolojik İhtiyaçlar: Maaş, temel zihinsel sağlık. Uçuş Emniyeti İhtiyaçları: İstikrarlı istihdam, güvenli çalışma ortamı. Aidiyet İhtiyaçları: İşbirlikçi meslektaşlar, destekleyici patronlar. Aksi takdirde, kültürün bozulması riski vardır. Örneğin Boeing, MDD ile birleşme (1997), genel merkezin taşınması (2001) ve 737 MAX kazaları (2018/2019) gibi "farkına varılmayan adımlarla" kültürünün zamanla "çirkinleştiği" belirtilmiştir. POK oluşturmak için önerilen pratik ipuçları arasında ekibi tanımak, empatiyle iletişim kurmak, şefkatle liderlik etmek, denemeyi teşvik etmek, tutarlı ve zamanında takdir sağlamak, suçu merakla değiştirmek ve psikolojik uçuş emniyeti lideri olmak yer almaktadır. Sonuç ECA, havacılık endüstrisinin mevcut Adil Kültür kavramını temel alarak gelişmesi ve uçuş emniyeti kültürü ile kurumsal organizasyonel kültürü güçlü bir şekilde birbirine bağımlı görmesi gerektiğine inanmaktadır. Kuruluşlar, operasyonel ve ekonomik bağlamlarına uyarlanmış bir kültürü proaktif olarak şekillendirerek daha dirençli hale gelir ve ekonomik olarak daha iyi performans gösterirler. Tüm havacılık paydaşları, tüm değer zincirindeki paydaşlar için en iyi uygulamaları tanımlamak, geliştirmek ve uygulamak amacıyla Pozitif Organizasyonel Kültür konsepti üzerinde işbirliği yapmaya davet edilmektedir.
- Glasgow Havalimanı Anksiyete Atağı
Bu spesifik olay, bir yardımcı pilotun uçuş görevi sırasında artan anksiyetenin panik atağa dönüşmesi ve uçak kumandasını bırakmak zorunda kalmasıyla sonuçlanan nadir bir kokpit yetersizliği vakasını rapor etmektedir. 1. Olayın Temel Detayları Uçak Bilgileri: Airbus A319-111 tipi, G-EZGR tescilli uçak. Tarih ve Saat: 30 Eylül 2018, 18:30 UTC. Yer: Glasgow Uluslararası Havalimanı. Uçuş Türü: Ticari Hava Taşımacılığı (Yolcu). Mürettebat ve Yolcu Sayısı: Uçakta 6 mürettebat ve 148 yolcu bulunuyordu. Kaptan ve Yardımcı Pilot Tecrübesi: Kaptan pilot 13.855 uçuş saatine sahipken (7.762 saati bu uçak tipinde), yardımcı pilot 686 uçuş saatine (512 saati bu uçak tipinde) sahipti. Olayın Özeti: Yardımcı pilot, Glasgow'a yaklaşma sırasında başlayan ve yoğunlaşan anksiyetesi nedeniyle anksiyete atağı geçirdi. Uçağı kullanmaya devam edemedi ve kokpiti terk etti. 2. Olayın Gelişimi ve Tetikleyici Faktörler Yardımcı pilotun yetersizliğine yol açan anksiyete, önceki gün yaşanan bir olaydan kaynaklanmış ve bir sonraki günkü görev sırasında artmıştır. A. Tetikleyici Olay (Bir Gün Önce) 29 Eylül 2018: Kaptan pilot ve yardımcı pilot, Glasgow'dan Palma de Mallorca'ya (Majorca) uçmuşlardır. Kalkış İptali (Go-Around): Palma de Mallorca'ya iniş yaklaşımı sırasında, yaklaşık 30 feet yükseklikteyken, rüzgardaki bir değişiklik uçağı pist kenarına doğru itti. Kaptan Pilotun Müdahalesi: Kaptan pilot, "flare" aşamasında (piste değmeden hemen önceki kısımda) kontrolü devraldı ve bir pas geçme (go-around) manevrası gerçekleştirdi. B. Duygusal Tepki ve Anksiyetenin Oluşumu Korku ve Öz Eleştiri: Yardımcı pilot, bu olayın uçakta ilk kez başına geldiğini ve kendisi için "korkutucu" olduğunu bildirmiştir. Piste yakınken uçağı pist merkezine doğru yönlendirme kontrol girdilerini yapamadığını ve uçağın pistin kenarına inmesinden korktuğunu belirtti. Bu olay, kendisinde öz eleştiri ve performans baskısı yarattı. Uyku Eksikliği: Yardımcı pilot, olaydan önceki gece yaşanan pas geçme olayını düşündüğü için yaklaşık dört saat uyuyabildiğini bildirdi. Anksiyetenin Gelişimi: 30 Eylül'deki Glasgow-Stansted uçuşları sırasında giderek daha gergin hissettiğini rapor etti ve "iyi bir yaklaşma yapma ihtiyacını aşırı düşündüğünü" Bu görevi, yetenekli olduğunu bildiği bir görevde güvenini geri kazanmak için kritik görüyordu. Sonunda, duyguları ve ilişkili fiziksel semptomları (hızlı kalp atışı, baygınlık hissi, nefes darlığı, mide bulantısı gibi) kendisini bunalttı. C. Atak Anı Son Tetikleyici: Glasgow'a yaklaşma sırasında, kaptan pilot windshear ihtimalini ifade etti. (Kaptan, bunun muhtemelen Glasgow'da o pozisyonda ve irtifada sıkça karşılaşılan türbülanstan kaynaklandığını düşündüğünü belirtti.) Yetersizlik: Kaptanın bu uyarısından hemen sonra, yardımcı pilot uçağı kullanmaya devam edemeyeceğini hissetti ve kokpiti terk etti. Ambulans ekibi daha sonra yardımcı pilotun anksiyete atağı geçirdiği sonucuna vardı. 3. İnceleme ve Analiz (Kriz Yönetimi ve İletişim) Olay, uçuş emniyeti açısından kokpit içindeki iletişimin ve pilotun kişisel uygunluğunun önemini ortaya çıkarmıştır. A. Kaptan Pilotun ve Ekibin Yönetimi Kontrolü Devralma: Kaptan pilot hemen kontrolü aldı, uçuş aletlerini kontrol etti ve yaklaşıma devam etme kararı aldı. Prosedürel İşlemler: Kaptan pilot, PAN PAN (acil durum çağrısından bir alt seviye, aciliyet çağrısı) ilan etti ve uçağın sadece tek bir pilot tarafından uçurulduğunu bildirdi. Destek: Hava Trafik Kontrolörleri (ATCO'lar), frekans değişikliklerini en aza indirerek ve uçağı karşılamak üzere tıbbi yardım ayarlayarak kaptan pilota yardımcı oldular. Kaptan pilot, tek pilotlu yaklaşma ve iniş sırasında iş yükünü en aza indirmeye yardımcı oldukları için ATC ve kabin ekibini övdü. Güvenli Sonuç: Kaptan pilot inişi başarıyla tamamladı. B. İletişim Sorunları ve Yetersizliği Bildirme Farklı Algılar: Kaptan pilot, yardımcı pilotun pas geçme sonrasında "boynu bükük" ve "kendine kızgın" göründüğünü hatırlamasına rağmen, endişe edilecek bir durum görmediğini belirtti. Yardımcı pilot ise kaptan pilota korktuğunu ve iyi uyuyamadığını söylediğini, ancak kaptanın bazı yorumlarının olayın ciddiyetini pekiştirdiğini düşündüğü için konuyu daha fazla tartışamadığını belirtti. İletişim Eksikliği: İki pilotun konuşmalarına dair izlenimlerindeki bu farklılık, yardımcı pilotun yaşadığı duygusal sorunlar hakkında etkili bir şekilde iletişim kuramadıklarını göstermektedir. Uçuşa Uygunsuzluk: Yardımcı pilot, hasta veya yorgun olması durumunda görev yapmaması gerektiğini bilmesine rağmen, raporlama saatinde uçuşa yeterince iyi hissettiğini düşündü. Ayrıca, iyi bir yaklaşma ve iniş yaparak güvenini yeniden kazanmayı umduğu için göreve devam etme motivasyonuna sahipti. AAIB, yardımcı pilotun göreve uygunsuz olduğunu bildirmesiyle bu olayın meydana gelme olasılığının azaltılabileceği sonucuna varmıştır. C. Destek Programlarının Kullanımı Farkındalık Eksikliği: Olay anında yardımcı pilot, çalıştığı şirketin sunduğu akran destek programından veya çalışan destek programından haberdar değildi. Akran destek programı, olaydan etkilenen pilotların anonim ve gizli olarak konuşmalarını sağlayabilirdi. Program Durumu: Akran destek programı, Birleşik Krallık merkezli pilotlar için Aralık 2017'de "yumuşak bir lansmanla" başlatılmıştı; ancak programın tam tanıtımı G-EZGR olayından sonra, Ekim 2018'de gerçekleşmiştir. D. Sonuç Yardımcı pilot, Palma de Mallorca'daki windshear ve pas geçme olayının tetiklediği anksiyeteyi yaşamıştır. Bu durum normal bir manevra olmasına rağmen, yardımcı pilotun bu uçağın tipinde ilk kez deneyimlemesi, kendisinde korkuya, öz eleştiriye ve performans baskısına neden olmuştur. Komutanın Glasgow yaklaşımı sırasında rüzgar makasından bahsetmesi, muhtemelen yardımcı pilotun anksiyetesinin panik atağa dönüşmesine yol açmıştır. Uykusuzluk da duygularıyla başa çıkma yeteneğini azaltmıştır. Olayın ardından yardımcı pilot, operatörden, AME'sinden ve diğer tıp uzmanlarından destek aldıktan sonra uçuşa geri dönmeye uygun olarak değerlendirilmiştir. Kazanılan dersler, etkili iletişim ve mevcut destek mekanizmalarının kullanımının önemini vurgulamaktadır. Kaynaklar Aircraft Accident Investigation Branch [AAIB]. (2019). AAIB Bulletin: 9/2019 G-EZGR EW/G2018/09/21: Incident, Airbus A319-111, G-EZGR (AAIB Bulletin No. 9/2019). Crown copyright 2019. British Broadcasting Corporation. (2019, 12 Eylül). Anxiety attack forces pilot from cockpit. BBC .
- CRM Eğitimlerinde Duygusal Zekânın Kritik Önemi
Sivil havacılık, emniyetin en yüksek öncelik olduğu bir sektördür. Uçuş operasyonlarının karmaşıklığı ve stresli doğası, insan faktörünün önemini her zamankinden daha fazla ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, Ekip Kaynak Yönetimi (CRM - Crew Resource Management) eğitimleri, havacılık personelinin bilişsel ve kişilerarası becerilerini geliştirerek insan kaynaklı hataları en aza indirmeyi amaçlar. CRM'in temel taşlarından biri olan duygusal zekâ , ekip üyeleri arasındaki etkili iletişimi, karar verme süreçlerini ve genel uçuş emniyetini doğrudan etkileyen kritik bir yetkinliktir. CRM ve Duygusal Zeka: Ayrılmaz Bir İkili CRM, başlangıçta kokpit içindeki hiyerarşiyi kırmak ve tüm ekip üyelerinin seslerini duyurabilmesini sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. Başarılı bir CRM uygulaması; iletişim, durumsal farkındalık, problem çözme, karar verme ve ekip çalışması gibi bir dizi bilgi, beceri ve tutumu içerir. Duygusal zeka ise, bu becerilerin temelini oluşturan önemli bir psikolojik yetenektir. Duygusal Zekâ, genel olarak dört ana bileşende incelenir: Öz Farkındalık: Bireyin kendi duygularını, güçlü ve zayıf yönlerini, değerlerini ve amaçlarını anlaması. Öz Yönetim: Bireyin kendi duygusal tepkilerini, dürtülerini ve kaynaklarını yönetebilmesi. Sosyal Farkındalık: Başkalarının duygularını, ihtiyaçlarını ve bakış açılarını anlama ve empati kurma yeteneği. İlişki Yönetimi: Başkalarıyla etkili bir şekilde etkileşim kurma, çatışmaları çözme, işbirliği yapma ve ilham verme becerisi. Bu bileşenlerin her biri, kokpit ya da kabin ekibi ortamında yüksek emniyet ve verimlilik standartlarının sürdürülmesi için hayati öneme sahiptir. Duygusal Zekânın CRM Eğitimlerine Katkıları Duygusal zekanın CRM eğitimlerindeki önemi, özellikle aşağıdaki kilit alanlarda belirginleşir: Gelişmiş İletişim ve Koordinasyon: Duygusal zekası yüksek bireyler, kendi ve diğerlerinin duygusal durumlarını daha iyi anlar. Bu, stresi veya gerginliği doğru okuyarak daha net, empatik ve yapıcı bir iletişim kurmalarını sağlar. Ekip üyeleri arasındaki gerginlikleri yatıştırmada ve kritik bilgiyi doğru tonda iletmede ustalık kazanırlar. Etkili iletişim ise CRM'in temel hedeflerinden biridir. Stres Altında Etkili Karar Verme: Uçuş operasyonlarında acil durumlar veya yoğun iş yükü, stres seviyelerini artırır. Öz yönetim yeteneği güçlü olan bir pilot veya kabin memuru, "duygusal patlama" yaşamadan, yani duygularının mantıksal düşünceyi ele geçirmesine izin vermeden, durumu objektif olarak analiz edebilir ve sakin kalarak en uygun kararı verebilir. Gelişmiş Durumsal Farkındalık: Durumsal farkındalık, hem dış çevrenin hem de iç çevrenin (yani ekibin zihinsel durumunun) anlaşılmasını gerektirir. Duygusal zeka, bireyin sadece uçağın teknik durumuna değil, aynı zamanda diğer ekip üyelerinin ruh haline, yorgunluğuna veya endişelerine karşı da duyarlı olmasını sağlar. Bu "içsel durumsal farkındalık" , olası bir hatanın veya performans düşüklüğünün erken tespitinde kilit rol oynar. Yapısal Hiyerarşiyi Aşma ve Psikolojik Güvenlik: CRM'in ana amaçlarından biri, ast seviyedeki bir personelin dahi bir emniyet endişesi olduğunda çekinmeden konuşabilmesini sağlamaktır. Bu durum, ekip içinde psikolojik güvenliğin varlığını gerektirir. Sosyal farkındalığı yüksek liderler (kaptan pilotlar), eleştiriyi kabul eden, yargılamayan ve empatik bir ortam yaratarak tüm ekibin kendisini güvende hissetmesini sağlar. Çatışma Yönetimi ve Takım Çalışması: Uçuş ortamında kişilik farklılıkları, yorgunluk veya stres nedeniyle çatışmalar çıkabilir. Duygusal zeka, bireylerin bu çatışmaları proaktif bir şekilde önlemesine veya oluştuğunda ilişki yönetimi becerilerini kullanarak yapıcı bir şekilde çözmesine yardımcı olur. Bu da işbirliği ruhunu ve ekip performansını artırır. Sonuç Sivil havacılık CRM eğitimlerinde duygusal zekanın yeri tartışılmaz bir öneme sahiptir. Havacılık emniyeti sadece prosedürlerin ve teknik becerilerin titizlikle uygulanmasına değil, aynı zamanda insan faktörünün en etkili şekilde yönetilmesine bağlıdır. Duygusal zeka, havacılık profesyonellerinin kendi iç dünyalarını anlamalarını, diğerleriyle empati kurmalarını ve stres altında dahi mantıklı, işbirlikçi kararlar alabilmelerini sağlayan temel bir yaşam becerisidir. Bu nedenle, CRM eğitimlerinin, duygusal zeka yetkinliklerini geliştirmeye yönelik pratik, uygulamalı ve senaryo tabanlı alıştırmaları daha fazla içermesi, havacılık endüstrisinde uzun vadeli emniyet ve verimliliğin sürdürülmesi için kritik bir adımdır. Duygusal zeka, günümüzün modern CRM felsefesinin kalbinde yer almaktadır. Önemli Rica CRM konusu özellikle kokpit ve kabin başta olmak üzere havacılığı her alanında önemli bir konu. Bu konu ile ilgili yapılan eğitim ve çalışmalara güncel bazı konuların eklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. CRM eğitimleri ile ilgili yapılan çalışmaları ve araştırmaları çok yakından takip ediyoruz ve bazı gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Sizden ricamız bu konudaki görüşlerinizi aşağıdaki linkte yer alan kısa anket aracılığı ile görüşlerinizi bizimle paylaşmanız. CRM Eğitimleri ve Uygulamalar.. https://forms.gle/aPhhnzXVt1BrwYPV9
- CRM Eğitimleri ve Psikolojik Güvenlik
Sivil havacılık sektörü, doğası gereği yüksek risk ve stres altında faaliyet gösteren bir alandır. Uçuş emniyetini sağlamanın anahtarı, sadece teknik yeterlilikte değil, aynı zamanda Ekip Kaynak Yönetimi (CRM - Crew Resource Management) kavramıyla özetlenen insan faktörünün etkili yönetiminde yatar. CRM'in temel amacı, ekip üyeleri arasındaki iletişimi, karar verme süreçlerini ve durumsal farkındalığı optimize etmektir. Bu optimizasyonun en kritik ön koşullarından biri ise, ekip ortamında psikolojik güvenliğin tesis edilmesidir. Psikolojik güvenlik, Harvard profesörü Amy Edmondson tarafından, ekip üyelerinin alay edilme, cezalandırılma veya utandırılma korkusu olmadan fikirlerini, endişelerini, sorularını ve hatta hatalarını dile getirebilecekleri ortak bir inanç olarak tanımlanır. Havacılık bağlamında psikolojik güvenlik, sadece iyi bir çalışma ortamı yaratmakla kalmaz, aynı zamanda doğrudan uçuş emniyetini etkileyen hayati bir araçtır. Psikolojik Güvenlik ve CRM'in Tarihsel Kesişimi CRM, ilk ortaya çıktığı yıllarda ("Kokpit Kaynak Yönetimi" olarak anıldığı dönemde) havacılık kazalarının çoğuna neden olan insan hatalarını inceleyerek, özellikle kaptanlar ve diğer ekip üyeleri arasındaki katı hiyerarşinin getirdiği sorunlara odaklanmıştır. Junior seviyedeki bir pilotun, tehlikeli bir durum algıladığında dahi kaptana meydan okumaktan veya uyarmaktan çekinmesi, birçok trajik kazaya yol açmıştır. CRM'in felsefi temeli, ilk günden itibaren psikolojik güvenliği örtük olarak içermiştir. Temel amaç, ekibin en kıdemsiz üyesinin bile bir güvenlik endişesi olduğunda konuşma hakkına ve sorumluluğuna sahip olduğunu hissetmesini sağlamaktır. Bugün gelinen noktada, psikolojik güvenlik; etkili CRM, Tehdit ve Hata Yönetimi (TEM) ve genel bir Emniyet Yönetim Sistemi'nin (SMS) başarıyla uygulanabilmesi için açıkça bir ön koşul olarak kabul edilmektedir. CRM Eğitimlerinde Psikolojik Güvenliğin Kritik Önemi Psikolojik güvenliğin CRM eğitimleri aracılığıyla yerleştirilmesi, havacılık personelinin operasyonel performansı üzerinde doğrudan ve olumlu etkiler yaratır: 1. Durumsal Farkındalığın Artırılması Ekip içinde psikolojik güvenliğin yüksek olduğu durumlarda, her ekip üyesi (kabin ekibi dâhil) gördüğü, duyduğu veya hissettiği en ufak bir anormalliği, bunun "önemsiz" olduğu düşünülse bile, çekinmeden paylaşır. Sonuç: Bilgi akışı kesintisiz olur, ekip ortak bir zihinsel modele ulaşır ve potansiyel tehlikeler erken aşamada tespit edilerek önlenir. Sessiz kalmak, özellikle otomasyonun yoğun olduğu modern kokpitlerde durumsal farkındalık kaybının en büyük nedenidir. 2. Etkili Hata ve Tehlike Yönetimi Havacılıkta hata kaçınılmazdır; önemli olan bu hataların "tuzağa düşürülmesi" ve kaza zincirine dönüşmesinin engellenmesidir. Sonuç: Hata yaptığını itiraf etmek veya meslektaşının hatasını belirtmek, ceza alma korkusu olmadan sadece psikolojik olarak güvenli bir ortamda mümkündür. CRM simülatör eğitimlerinde (LOFT) psikolojik güvenlik, hataların "suçlama olmadan öğrenme" kültürü içinde analiz edilmesini ve ekipçe geliştirilecek stratejilerin belirlenmesini sağlar. 3. Komuta Zincirindeki Hiyerarşiyi Yumuşatma CRM eğitimleri, komuta yetkisini (Kaptan'ın son sözü söyleme yetkisini) kaldırmaz; ancak bu yetkinin kullanım şeklini düzenler. Sonuç: Psikolojik güvenliği tesis eden bir Kaptan, otoritesini ekip üyelerini susturmak için değil, onların katkılarını teşvik etmek için kullanır. Eğitimler, astların kendilerini güvende hissederek açık sözlü (assertive) iletişim kurmalarını sağlayan teknikleri öğretirken, Kaptanlara da bu geri bildirimi empatiyle ve yargılamadan kabul etme becerisini kazandırır. 4. Gelişmiş Öğrenme ve Adaptasyon Havacılık, sürekli değişen ve gelişen bir alandır. Yeni prosedürler, yeni uçak tipleri veya beklenmedik operasyonel durumlar sürekli adaptasyon gerektirir. Sonuç: Psikolojik güvenliğin olduğu bir ekip, yeni fikirlere daha açıktır, "Neden böyle yapıyoruz?" diye sorgulamaktan çekinmez ve daha yüksek bir öğrenme döngüsüne sahiptir. Bu, özellikle stres ve baskı altında hızlı ve doğru uyum sağlama yeteneğini artırır. Eğitim Stratejileri ve Öneriler Psikolojik güvenliğin sağlanması, sadece bir politika beyanı değil, sürekli bir davranışsal uygulama gerektirir. CRM eğitimleri bu kültürü şu yollarla desteklemelidir: Liderlik Eğitimi: Kaptanlara, ekibin endişelerini aktif dinleme ve yargılamadan yanıtlama becerilerini geliştirecek rol oynama senaryoları sunulması. Geri Bildirim Kültürü: Eğitmenlerin, simülatör debriefing'lerini tamamen hatanın nedenine odaklanarak (kimin yaptığına değil) yürütmeleri ve "Suçlama Yok" (No-Blame) felsefesini pekiştirmeleri. Açık Sözlülük (Assertiveness) Eğitimi: Alt rütbedeki personele, kritik bilgiyi hiyerarşi engeline takılmadan, net ve profesyonel bir dille iletme ("Sinyal Yükseltme") yöntemlerinin öğretilmesi. Sonuç Sivil havacılıkta Crew Resource Management (CRM) eğitimleri, psikolojik güvenliği merkeze almadan tam potansiyeline ulaşamaz. Psikolojik güvenlik; kapalı kapılar ardında kalan, söylenmeyen endişeleri, gözden kaçan hataları ve potansiyel tehlikeleri açığa çıkaran bir emniyet vanası görevi görür. Havacılık, her ekip üyesinin kendini değerli, saygın ve en önemlisi konuşma konusunda güvende hissettiği bir ortamda ancak maksimum emniyet seviyesini sürdürebilir. Dolayısıyla, CRM eğitimlerinin nihai başarısı, bir kokpit veya kabin ekibinin ne kadar teknik bilgiye sahip olduğuyla değil, birbirlerine ne kadar güvendikleriyle doğru orantılıdır.
- Liderlikteki Gizli Tuzaklar: Bizi Geri Tutan İnançlar
Harvard Business Review’ın Kasım–Aralık 2025 sayısında Muriel M. Wilkins tarafından kaleme alınan "The Hidden Beliefs That Hold Leaders Back" (Liderleri Geri Tutan Gizli İnançlar) başlıklı yazı dikkatimi çekti. Son dönemde verdiğimiz Liderlik eğitimlerine katabileceğimiz bazı görüşleri paylaşmak isterim. Wilkins, yirmi yılı aşkın süredir yüzlerce yöneticiye koçluk yaptığını ve birçoğunun kariyerlerinde duvara toslamasına neden olan en büyük faktörlerin dış engellerden (kurumsal bürokrasi gibi) değil, içsel sınırlayıcı inançlardan , yani "gizli engelleyicilerden" kaynaklandığını tespit etmiş. Bu inançlar o kadar yerleşmiş ve alışkanlık haline gelmiş ki, çoğu zaman varlıklarının farkında bile değiliz; ancak bunlar, nasıl düşündüğümüzü, hissettiğimizi ve davrandığımızı sessizce şekillendiriyor. Bu makaleyi paylaşmak istedim, çünkü genellikle başarıya ulaşmak için dış stratejilere odaklanırken, zihnimizde bizi sabote eden bu görünmez tuzakları görmezden geliyoruz. Oysa yazarın da belirttiği gibi, kendimiz hakkındaki inançlarımız, öğrenme, uyum sağlama ve büyüme yeteneğimiz için kilit öneme sahip. Peki, liderleri geride tutan bu yaygın gizli inançlar neler? Wilkins, koçluk yaptığı 300'den fazla lideri analiz ederek en sık karşılaştığı yedi inancı şöyle listelemiş: Liderleri Geri Tutan 7 Gizli İnanç Dahil Olmalıyım: Her ayrıntıya dahil olmanız gerektiği inancı. Bu durum, mikroyönetime , karar tıkanıklığına ve ekibinizden yeterince faydalanamamaya yol açar. Şimdi Yapılmalı: Ne pahasına olursa olsun anında sonuç almanız gerektiği inancı. Bu, yanlış bir aciliyet duygusu yaratarak, aceleci uygulamaya, hataların artmasına ve tükenmişliğe neden olur. Haklı Olduğumu Biliyorum: Sorunların cevabını sadece sizin bildiğiniz inancı. Bu inanç işbirliğini kısıtlar, diğer girdileri göz ardı etmenize neden olur ve inovasyon fırsatlarını kaçırmanıza yol açar. Hata Yapamam: Performansınızın kusursuz olması gerektiği inancı. Bu inanç, sağlıksız mükemmeliyetçiliği, kararsızlığı ve riskten kaçınmayı teşvik eder. Ben Yaptıysam Sen de Yapabilirsin: Başkalarının performansının kabul edilebilir olması için sizinkine benzemesi gerektiği inancı. Bu, gerçekçi olmayan beklentilere ve başkalarının gelişiminin sınırlandırılmasına neden olur. Hayır Diyemem: Talep edildiğinde her zaman adım atmanız gerektiği inancı. Bunun sonucu aşırı çalışma , önceliklerin kaybolması ve zayıf sınır belirlemedir. Buraya Ait Değilim: Bulunduğunuz seviyeye veya pozisyona ait olmadığınız inancı. Bu inanç felç edici impostor sendromunu (sahtekarlık sendromu) ve kendini sabote etmeyi besler. Gizli İnançların Kilidini Açma Çerçevesi İyi haber şu ki, Wilkins bu gizli inançların üstesinden gelmek için üç aşamalı, davranışsal değişim ilkelerine dayanan bir çerçeve geliştirmiş: Adım 1: Engelleyiciyi Ortaya Çıkarın: Bloke edildiğinizin işaretlerini tanıyın (durgun ilerleme, düşen moral). Ardından, sorunu yaratan inancı adlandırın. Örneğin, yazarın müşterilerinden Kristin, karar verme sürecinin yavaş ve aşırı istişareci olduğunu fark ettiğinde, bunun ardındaki gizli engelleyicinin "Hata yapamam" inancı olduğunu keşfetti. Adım 2: İnancı Anlayın: Bu inancın nereden geldiğini ve geçmişte size nasıl hizmet ettiğini anlamak için derinlemesine düşünün. Çoğumuz, bizi bir noktada başarıya ulaştıran veya acıdan koruyan inançlara sıkı sıkıya tutunuruz. Bu aşama, inancın artık amacına hizmet etmediğini ve düşünme biçiminizi değiştirme vaktinin geldiğini kabul etmenizi sağlar. Adım 3: Yeniden Çerçeveleyin: Bu, harekete geçtiğimiz aşamadır. Sınırlayıcı inancı, daha üretken ve destekleyici bir inançla değiştirmeniz gerekir. Bunu yapmanın en iyi yolu, istediğiniz sonuçtan geriye doğru çalışmaktır. Wilkins, bu yeniden çerçeveleme için net örnekler sunar. İşte bazı örnekler: Sınırlayıcı Gizli İnanç Üretken Yeni İnanç Her şeye dahil olmalıyım. Her şeyi yapabilirim ama her şeyi aynı anda yapamam. Hata yapamam. Odağım mükemmeliyet , başarısızlıktan kaçınmak değil. Haklı olduğumu biliyorum. Benim rolüm başkalarının çözümü bulmasına yardımcı olmak , onlara her zaman cevabı vermek değil. Sonuç olarak, bu çerçeveyi uygulamak, liderlik rolünüzle ilgili temel varsayımlarınızı değiştirmenizi gerektirir. Kendinizi bu inançlar konusunda eğitmeyi öğrendiğinizde, sadece kendi profesyonel gelişiminizi hızlandırmakla kalmaz, aynı zamanda ekibinizi de aynı şeyi yapmaya teşvik eden bir büyüme kültürü oluşturursunuz. Liderlik yolculuğumuzda, en büyük engellerin genellikle kendi zihnimizin yarattığı engeller olduğunu hatırlayalım. (Bu makale, Muriel M. Wilkins'in Harvard Business Review'da yayımlanan yazısından esinlenerek hazırlanmıştır.)
- Havayolu Pilotlarının Öğretme Stilleri
Türkiye’de faaliyet gösteren 6 Havayolu şirketinde gerçekleştirdiğimiz "Eğiticinin Eğitimi" çalışmalarının bir kısmında katılımcı pilotlara yönelik olarak " Grasha-Reichman Öğretim Stilleri Ölçeği" uyguladık ve eğitim esnasında katılımcıların sonuçlarını değerlendirdik ve "Öğretim Stilleri" konusunda bilgi verdik., Sonuçları alınan 378 pilot; 25’i kadın ve 353’si erkektir. 56’si Baby Boomer kuşağı, 134’ü X kuşağı, 173’ü Y kuşağı ve 15’si Z kuşağıdır. Öğretim Stilleri Sonuçlar: Pilotlarla ilgili sonuçların yer aldığı bu tabloda, farklı Kuşaklara (BB: Baby Boomer, X, Y, Z) mensup pilotların Öğretme Stilleri (Uzman, Otoriter, Kişisel, Kolaylaştırıcı, Danışman) tercihlerine ait ortalama ($M$) ve standart sapma ($SD$) değerleri sunulmaktadır. Genel Bakış ve Yorumlama: Örneklem Büyüklüğü ($N$): Araştırmaya katılan toplam pilot sayısı 378'dir. En yüksek katılım Y Kuşağı'ndadır ($N=173$), ardından X Kuşağı ($N=134$) gelmektedir. BB ($N=56$) ve Z Kuşağı ($N=15$) pilotların sayısı diğer kuşaklara göre daha azdır. Bu, Z Kuşağı pilotların sonuçlarının daha dikkatli yorumlanması gerektiği anlamına gelebilir, çünkü örneklem küçük olabilir. Öğretme Stillerinin Genel Tercihi (TOPLAM Satırı): Tüm pilotlar arasında en çok tercih edilen öğretme stili, en yüksek ortalama puanına sahip olan Kolaylaştırıcı Öğretme Stili 'dir ($M=46,53$). Bu, pilotların eğitim süreçlerinde genellikle öğrenci merkezli, rehberlik eden ve katılımı teşvik eden bir yaklaşımı benimsediklerini gösterir. İkinci en yüksek ortalama Kişisel Öğretme Stili 'ne aittir ($M=45,23$). Bu da, öğretmen pilotların öğrencilerle kişisel bir bağ kurmaya, model olmaya ve deneyimlerini paylaşmaya değer verdiklerini düşündürür. En az tercih edilen stil ise, en düşük ortalama puanına sahip olan Otoriter Öğretme Stili 'dir ($M=41,94$). Bu, pilotaj eğitiminde katı, tek yönlü ve öğrenciye inisiyatif vermeyen bir yaklaşımın genel olarak daha az benimsendiğini gösterir. Kuşaklar Arası Öğretme Stili Karşılaştırması: Kolaylaştırıcı Öğretme Stili: Tüm kuşaklar arasında en çok tercih edilen stildir. BB ve X Kuşakları bu stile en yüksek puanı vermiştir ($M=47,68$). Bu, daha deneyimli kuşakların bile bilgiyi doğrudan aktarmaktan ziyade, öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerini yönetmelerine yardımcı olmayı tercih ettiklerini gösterir. Z Kuşağı, Kolaylaştırıcı stile en düşük puanı vermiştir ($M=44,07$), ancak bu bile kendi tercihleri içinde ikinci en yüksek puandır. Uzman Öğretme Stili: BB Kuşağı, Uzman stile en yüksek puanı veren kuşaktır ($M=45,34$). Geleneksel yaklaşımların daha baskın olduğu bu kuşakta, bilginin uzman tarafından doğrudan aktarılması önemini korumaktadır. Z Kuşağı bu stile en düşük puanı vermiştir ($M=43,00$). Otoriter Öğretme Stili: Tüm kuşaklar için en az tercih edilen stildir. BB Kuşağı, Otoriter stile en yüksek puanı verirken ($M=44,25$), Z Kuşağı en düşük puanı vermiştir ($M=40,00$). Kuşaklar ilerledikçe bu stilin tercihi düşmektedir. Bu, genç kuşakların daha demokratik ve katılımcı eğitim ortamlarını tercih ettiğini veya bu tür ortamların yaygınlaştığını gösterebilir. Kişisel Öğretme Stili: BB ($M=46,52$) ve X Kuşakları ($M=46,64$) bu stile en yüksek puanları vermiştir. Deneyimli pilotların, eğitim sürecinde öğrencilere kişisel bir model olmayı, mentorluk yapmayı ve deneyimlerini aktarmayı önemsediğini düşündürür. Z Kuşağı, bu stile de en düşük puanı veren kuşaktır ($M=42,87$). Danışman Öğretme Stili: Bu stil, Kolaylaştırıcı stile benzer şekilde öğrenci merkezli bir yaklaşımdır (rehberlik etme, hedefleri belirlemede yardımcı olma). X Kuşağı ($M=43,72$) bu stile en yüksek puanı vermiştir. Z Kuşağı ($M=40,53$) bu stile en düşük puanı vermiştir ve aynı zamanda Z Kuşağı için en az tercih edilen stildir. Sonuç ve Çıkarımlar: Pilotaj Eğitimi Yaklaşımı: Genel olarak, pilotlar, bilgiyi dikte eden (Otoriter) yaklaşımlardan ziyade, rehberlik eden ve katılımı sağlayan (Kolaylaştırıcı) bir öğretme stilini benimseme eğilimindedir. Bu, havacılık gibi yüksek riskli ve pratik beceri gerektiren bir alanda, öğrencinin aktif katılımının ve eleştirel düşünme yeteneğinin geliştirilmesinin önemli görüldüğünü işaret edebilir. Kuşak Farklılıkları: Kuşaklar arasında öğretme stili tercihlerinde belirgin farklar vardır. Baby Boomer (BB) ve X Kuşakları: Tecrübelerini aktarmanın ve model olmanın ( Uzman, Kişisel ) yanı sıra, öğrencilerin öğrenme süreçlerine yardımcı olmayı ( Kolaylaştırıcı ) yüksek oranda tercih etmektedirler. Y ve Z Kuşakları: Her ne kadar Kolaylaştırıcı stili en çok tercih etseler de, genel olarak tüm stillere verilen ortalama puanlar, özellikle de Uzman, Otoriter ve Danışman stillerine verilen puanlar, kendilerinden önceki kuşaklara göre daha düşüktür. Özellikle Z Kuşağı , tüm stiller arasında en düşük ortalamalara sahiptir. Bu, genç pilotların öğretme stilleri konusunda daha az belirgin bir tercihe sahip olduklarını veya geleneksel öğretim rollerine (Uzman, Otoriter) daha mesafeli olduklarını gösterebilir. Öğretim Süreçlerine Yansımalar: Bu sonuçlar, pilot eğitiminde kuşaklara özgü ihtiyaçların ve beklentilerin hesaba katılması gerektiğini düşündürmektedir. Örneğin, Z Kuşağı'na eğitim veren öğretmen pilotların, daha önceki kuşaklara kıyasla farklı öğrenme dinamiklerine odaklanması gerekebilir. Öğretim Stilleri Etkileşimleri Sonuçlar: Bu tablo, önceki tabloda incelenen öğretme stillerinin (Uzman, Otoriter, Kişisel, Kolaylaştırıcı, Danışman) daha büyük kategorilere ayrılarak, Öğretim Modelleri perspektifinden incelenmiş sonuçlarını sunmaktadır. Bu modeller şöyledir: Öğretmen Merkezli Model: Genellikle Uzman ve Otoriter stilleri içerir. Bilginin öğretmenden öğrenciye aktarılması odaklıdır. Öğretmen-Öğrenci Dengeli Model: Genellikle Kişisel Model ve Danışman/Rehberlik stillerini içerir. Öğretmenin model olması, rehberlik etmesi ve danışmanlık yapmasıyla hem öğretmenin uzmanlığını hem de öğrencinin katılımını birleştiren bir yaklaşımdır. Öğrenci Merkezli Model: Genellikle Kolaylaştırıcı ve Temsilci/Katılımcı stilleri içerir. Öğrencinin aktif katılımına, kendi öğrenmesini yönetmesine ve işbirliğine odaklanır. Ancak, verilen tabloda Öğrenci Merkezli Model'in toplam ortalaması ($M=104,95$) diğer iki modelin toplam ortalamalarından ($M=131,48$ ve $M=136,06$) belirgin şekilde düşüktür. Bu durum, ölçeğin puanlama yapısı veya model sınıflamasıyla ilgili özel bir durumu (örneğin, bu modelin daha az sayıda stil içermesi veya ölçekteki ters kodlanmış maddeler) düşündürebilir. Genel Bakış ve Yorumlama: Örneklem Büyüklüğü ($N$): Örneklem büyüklükleri önceki tabloyla aynıdır (Toplam $N=378$). Y Kuşağı en kalabalık, Z Kuşağı en küçük gruptur. Öğretim Modellerinin Genel Tercihi (TOPLAM Satırı): Tüm pilotlar arasında en çok tercih edilen öğretim modeli, en yüksek ortalama puanına sahip olan Öğretmen-Öğrenci Dengeli Model 'dir ($M=136,06$). İkinci sırada Öğretmen Merkezli Model ($M=131,48$) gelmektedir. Ortalama puanı en düşük olan model ise Öğrenci Merkezli Model 'dir ($M=104,95$). Yorum: Pilotlar, eğitim süreçlerinde ne tamamen geleneksel ve otoriter (Öğretmen Merkezli) ne de tamamen serbest ve öğrenci inisiyatifli (Öğrenci Merkezli) bir yaklaşımı tercih etmektedirler. Ağırlıklı olarak, öğretmenin rehberlik ettiği, model olduğu ve danışmanlık yaptığı (Dengeli Model) bir yaklaşımı benimsedikleri görülmektedir. Bu, havacılık gibi hataya toleransın düşük olduğu bir alanda, uzmanlık gerektiren bilginin kontrollü ve rehberlik eşliğinde aktarılmasının önemini teyit etmektedir. Kuşaklar Arası Öğretim Modeli Karşılaştırması: Öğretmen-Öğrenci Dengeli Model (En Tercih Edilen Model): BB Kuşağı bu modele en yüksek puanı vermiştir ($M=139,54$). Bütün kuşaklar arasında tercih sıralamasında ilk sırada yer almaktadır (Z Kuşağı hariç, onda Öğretmen Merkezli Model ile çok yakındır). Kuşaklar ilerledikçe bu modele verilen puan düşmektedir (BB: 139,54 $\rightarrow$ Z: 129,93). Bu, genç kuşakların dengeli yaklaşıma olan ilgisinin azaldığını gösterebilir. Öğretmen Merkezli Model: BB Kuşağı bu modele en yüksek puanı vermiştir ($M=136,11$). Bu kuşak, öğretmenin mutlak uzmanlığını en çok benimseyen gruptur. Z Kuşağı , Öğretmen Merkezli Modele kendi içinde en yüksek puanı vermiştir ($M=129,93$). Önemli bir bulgu olarak, Z Kuşağı'nda bu model, Dengeli Modeli çok az farkla geçerek en çok tercih edilen model olmuştur. Öğrenci Merkezli Model: Bu model, ortalaması en düşük olan model olsa da, BB Kuşağı'nda en yüksek ortalamaya sahiptir ($M=138,32$). Yorum: BB kuşağının hem Öğretmen Merkezli hem de Öğrenci Merkezli modellere yüksek puan vermesi, bu kuşağın öğretim stilleri konusunda daha kapsayıcı ve esnek davrandığını, belki de duruma göre farklı stilleri benimseyebildiğini düşündürebilir. Z Kuşağı, bu modele en düşük puanı vermiştir ($M=125,60$). Bu, en genç kuşağın, havacılık gibi bir alanda tamamen öğrencinin kontrolünde bir öğrenme modeline en az inanan grup olduğunu gösterebilir. Sonuç ve Çıkarımlar: Pilotaj Eğitiminde Dengeli Yaklaşım: Pilotaj eğitiminde hakim görüş, öğretmenin uzmanlığını ve rehberliğini ön planda tutan, ancak öğrenci katılımına da yer veren Öğretmen-Öğrenci Dengeli Model 'dir. Kuşakların Eğilimleri: BB ve X Kuşakları: Genel olarak tüm modellere yüksek puanlar vermişlerdir, ancak en çok rehberlik ve model olmayı içeren Dengeli Modeli tercih etmişlerdir. Y Kuşağı: Tüm modellere verilen puanlar, kendilerinden önceki kuşaklara göre daha düşüktür. Z Kuşağı (Kontrol Grubuna İhtiyaç): Z Kuşağı, her üç model arasında puanlaması en düşük olan gruptur. Ayrıca, bu kuşakta Öğretmen Merkezli Model 'in Dengeli Modeli çok az bir farkla ($M=129,93$ vs. $M=129,55$) geçerek en yüksek puanı alması dikkat çekicidir. Bu, en genç pilotların, eğitim sürecinde disiplin, kesinlik ve uzman otoritesine (Öğretmen Merkezli) diğer modellere göre daha fazla güvendiğini gösterebilir. Önceki Tabloyla İlişkilendirme: Önceki tabloda tüm kuşaklar arasında en çok tercih edilen stil "Kolaylaştırıcı" idi (Öğrenci Merkezli Model'in bir bileşeni). Ancak bu tabloda "Öğrenci Merkezli Model" en düşük ortalamaya sahiptir. Bu durum, Kolaylaştırıcı stilin tek başına güçlü bir tercih olmasına rağmen, model içindeki diğer stillerle birlikte (varsa) toplam model ortalamasını düşürdüğünü gösterebilir. Aynı zamanda, Uzman stilin (Öğretmen Merkezli) ve Kişisel stilin (Dengeli Model) ortalamalarının yüksek olması, bu iki modelin yüksek ortalamasını açıklamaktadır. Pilotlar, bir yandan kolaylaştırıcı olmayı tercih ederken, diğer yandan kesinlik ve uzmanlık aktarımının önemine de yüksek değer vermektedirler. Pilotlara Öğretim Stillerini Sorduk SORU-1: Katılımcılara, “yer dersleri esnasında aşağıdaki öğretme stillerinden hangisi uygulanmalı?” diye sorduk. Sonuçlar aşağıdadır. Öğretmen merkezli : (Uzman, Otoriter, Kişisel Model) : % 15 Öğrenci-Öğretmen Dengeli: (Uzman, kolaylaştırıcı, kişisel model) : % 66 Öğrenci Merkezli: (Uzman, Kolaylaştırıcı, Temsilci) : % 19 Buna göre; ● Bu sonuçlar, yer dersleri esnasında öğretmen pilotların çoğunluğunun öğrenci-öğretmen dengeli öğretim stilini tercih ettiklerini göstermektedir. Bu, bu öğretmen pilotların hem öğrencilerine bilgi aktarmakta hem de onların aktif olarak öğrenmelerine olanak sağlamakta olduklarını anlamına gelir. Bu öğretim stilleri, öğrencilerin hem temel bilgileri hem de ileri düzey becerileri öğrenmelerine yardımcı olabilir. Bu nedenle, bu öğretmen pilotların öğretim stillerini sürdürmeleri ve geliştirmeleri önerilebilir. ● Bu sonuçlar, yer dersleri esnasında öğretmen pilotların yaklaşık üçte birinin öğrenci merkezli öğretim stillerini uyguladıklarını göstermektedir. Bu, bu öğretmen pilotların öğrencilerine bilgi aktarmakta, onların kendi öğrenmelerini yönetmelerine yardımcı olmakta, onlara geri bildirim vermekte ve onları teşvik etmekte olduklarını anlamına gelir. Bu öğretim stilleri, öğrencilerin ileri düzey becerileri öğrenmelerine, özgüven, motivasyon, yaratıcılık, eleştirel düşünme, problem çözme, işbirliği gibi becerileri geliştirmelerine yardımcı olabilir. Bu nedenle, bu öğretmen pilotların öğretim stillerini sürdürmeleri ve geliştirmeleri önerilebilir. ● Bu sonuçlar, yer dersleri esnasında öğretmen pilotların az bir kısmının öğretmen merkezli öğretim stillerini uyguladıklarını göstermektedir. Bu, bu öğretmen pilotların öğrencilerine bilgi aktarmakta, onlardan yüksek standartlarda performans göstermelerini beklemekte, onlara örnek olmakta ve onları yönlendirmekte olduklarını anlamına gelir. Bu öğretim stilleri, öğrencilerin temel bilgileri öğrenmelerine ve öğretmenin otoritesine saygı duymalarına yardımcı olabilir. Ancak, bu öğretim stilleri aynı zamanda öğrencilerin özgüven, motivasyon, yaratıcılık, eleştirel düşünme, problem çözme, işbirliği gibi becerileri geliştirmelerini engelleyebilir ve/veya geciktirebilir. Bu nedenle, bu öğretmen pilotlara gelişim önerimiz, öğrencilerine daha fazla sorumluluk vermek, onların aktif olarak öğrenmelerine olanak sağlamak, onlara geri bildirim vermek ve onları teşvik etmek için öğretmen merkezli öğretim stillerini öğrenci merkezli öğretim stilleriyle dengeli bir şekilde kullanmalarıdır. SORU-2: Katılımcılara “Simülatör dersleri esnasında aşağıdaki öğretme stillerinden hangisi uygulanmalı? diye sorduk. Sonuçlar aşağıdadır. Öğretmen merkezli : (Uzman, Otoriter, Kişisel Model) : % 19 Öğrenci-Öğretmen Dengeli: (Uzman, kolaylaştırıcı, kişisel model) : % 72 Öğrenci Merkezli: (Uzman, Kolaylaştırıcı, Temsilci) : % 9 Buna göre; ● Bu sonuçlar, simülatör dersleri esnasında öğretmen pilotların çoğunluğunun öğrenci-öğretmen dengeli öğretim stilini tercih ettiklerini göstermektedir. Bu, bu öğretmen pilotların hem öğrencilerine bilgi aktarmakta hem de onların aktif olarak öğrenmelerine olanak sağlamakta olduklarını anlamına gelir. Bu öğretim stilleri, öğrencilerin hem temel bilgileri hem de ileri düzey becerileri öğrenmelerine yardımcı olabilir. Bu nedenle, bu öğretmen pilotların öğretim stillerini sürdürmeleri ve geliştirmeleri önerilebilir. ● Bu sonuçlar, simülatör dersleri esnasında öğretmen pilotların yaklaşık beşte birinin öğretmen merkezli öğretim stillerini uyguladıklarını göstermektedir. Bu, bu öğretmen pilotların öğrencilerine bilgi aktarmakta, onlardan yüksek standartlarda performans göstermelerini beklemekte, onlara örnek olmakta ve onları yönlendirmekte olduklarını anlamına gelir. Bu öğretim stilleri, öğrencilerin temel bilgileri öğrenmelerine ve öğretmenin otoritesine saygı duymalarına yardımcı olabilir. Ancak, bu öğretim stilleri aynı zamanda öğrencilerin özgüven, motivasyon, yaratıcılık, eleştirel düşünme, problem çözme, işbirliği gibi becerileri geliştirmelerini engelleyebilir ve/veya geciktirebilir. Bu nedenle, bu öğretmen pilotlara gelişim önerimiz, öğrencilerine daha fazla sorumluluk vermek, onların aktif olarak öğrenmelerine olanak sağlamak, onlara geri bildirim vermek ve onları teşvik etmek için öğretmen merkezli öğretim stillerini öğrenci merkezli öğretim stilleriyle dengeli bir şekilde kullanmalarıdır. ● Bu sonuçlar, simülatör dersleri esnasında öğretmen pilotların az bir kısmının öğrenci merkezli öğretim stillerini uyguladıklarını göstermektedir. Bu, bu öğretmen pilotların öğrencilerine bilgi aktarmakta, onların kendi öğrenmelerini yönetmelerine yardımcı olmakta, onlara geri bildirim vermekte ve onları teşvik etmekte olduklarını anlamına gelir. Bu öğretim stilleri, öğrencilerin ileri düzey becerileri öğrenmelerine, özgüven, motivasyon, yaratıcılık, eleştirel düşünme, problem çözme, işbirliği gibi becerileri geliştirmelerine yardımcı olabilir. Bu nedenle, bu öğretmen pilotlara gelişim önerimiz, öğrencilerine daha fazla bilgi vermek, onların temel bilgileri öğrenmelerine ve öğretmenin beklentilerini karşılamalarına yardımcı olmak için öğrenci merkezli öğretim stillerini öğretmen merkezli öğretim stilleriyle dengeli bir şekilde kullanmalarıdır.
- Havacılıkta Sınıfta Yetkinlik Temelli Eğitim (CBT)
35th EAAP Conference, 23-26 Sep 2024, Athens GR 'da sunulan poster sunumları incelemeye devam ediyorum. " KSA: competency based training in a classroom" posteri " Aleksandar Markovic, Chief Theoretical Knowledge Instructor, Aviation Academy Belgrade" tarafından sunulmuştur. KSA, Bilgi, Beceri ve Tutum (Knowledge, Skills, and Attitudes) anlamına gelmektedir. Bu kavram, EASA (Avrupa Birliği Havacılık Güvenliği Ajansı) tarafından pilotların eğitimi ve değerlendirilmesini standartlaştırmak ve geliştirmek amacıyla sunulan bir unsurdur. KSA, pilotların yalnızca teknik bilgi edinmesini değil, aynı zamanda teknik olmayan beceriler konusunda da eğitilmesini şart koşar. KSA'nın Önemi: Tutumların ve Teknik Olmayan Becerilerin (karar verme, durumsal farkındalık, iletişim, takım çalışması ve liderlik gibi) gösterilmesine vurgu yapar. Pilot eğitimi, öğretimi ve değerlendirmesinde yetkinliğe dayalı bir yaklaşımı teşvik eder. Temel teknik olmayan becerilerin ve profesyonel tutumların adaptasyonunu ve geliştirilmesini kolaylaştırır. Yetkinlik (Competency) ise, "bir görevi başarıyla yerine getirmek için gerekli olan beceri, bilgi ve tutumların birleşimi" olarak tanımlanır. Temel amaç, etkili eğitim ve değerlendirme yoluyla yetkinliği göstermektir . EASA ve Onaylı Eğitim Kuruluşları (ATO'lar) İçin KSA Gereksinimleri Onaylı Eğitim Kuruluşlarının (ATOs), KSA yeterliliklerinin eğitim programlarının bir parçası olarak geliştirilmesini ve değerlendirilmesini sağlaması gerekmektedir. KSA Uygulama Gereksinimleri: Yönetim (Management): ATO'lar kaynak tahsis etmeli, yönetim sistemi uygulamalı ve KSA'yı entegre etmelidir. Müfredat Tasarımı (Curriculum Design): Tüm yeterlilikleri kapsamlı bir şekilde ele alan ve KSA gereksinimlerini içeren bir eğitim müfredatı geliştirilmelidir. Eğiticinin Eğitimi (Instructor Training): Eğitmenler, yeterliliğe dayalı eğitim yöntemleri ve değerlendirme teknikleri konusunda eğitilmelidir. Sürekli İzleme (Continuous Monitoring): Eğitim programları, en son düzenlemeler ve endüstri standartlarıyla uyumlu olacak şekilde düzenli olarak izlenmeli ve güncellenmelidir. EASA'nın KSA uygulaması için belirlediği odak alanları arasında Prosedür Uygulaması, Uçak Uçuş Yolu Yönetimi, Otomasyon Yönetimi, Liderlik ve Takım Çalışması , Problem Çözme ve Karar Verme, Durumsal Farkındalık, İletişim ve İş Yükü Yönetimi bulunmaktadır. Aktif Öğrenme ve Aktif Öğretme KSA'ya geçiş, eğitimde aktif öğrenmeye ve öğrenci katılımının/etkinliğinin artırılmasına yönelik bir kaymayı gerektirmektedir. Eğitmenlerin yalnızca bilgi sağlayıcısı olmaktan çıkıp kolaylaştırıcı (facilitator) rolünü üstlenmesi önem taşımaktadır. Aktif Öğrenme Teknikleri: Probleme Dayalı Öğrenme (Problem-Based Learning): Öğrencilerin aktif katılımını, bilgi paylaşımını ve çözümler üzerinde işbirliği yapmasını gerektirir (örnek: vaka çalışmaları, grup çalışması). Ters Yüz Edilmiş Sınıf (Flipped Classroom): Öğrencilerin kaydı önceden yapılmış derslere sınıftan önce eriştiği ve sınıf zamanının karmaşık problem çözme için kullanıldığı bir yöntemdir. Akran Eğitimi (Peer Instruction): Öğrencilerin akranlarına ders vererek anlayışlarını ve bilginin uygulanmasını pekiştirmesidir. Etkileşimli Simülasyonlar ve Rol Oynama (Interactive Simulations and Role-Playing): Öğrencilerin gerçekçi durumlarda bilgi uygulayarak simülasyonlara veya rol oynama senaryolarına katılmasıdır. Sorun ve Yöntem Problem: 2020'den beri yürürlükte olan KSA uygulaması, eğitim yöntemlerinin ve değerlendirme tekniklerinin adaptasyonunu gerektirmektedir. En büyük zorluklardan biri, KSA uygulaması konusunda eğitimli ve yetkin eğitmenlerin eksikliğidir. Teori eğitmenlerinin sıklıkla pasif, ders tarzı eğitimlere yol açan pilot deneyimlerini kullanması gözlemlenmiştir. ATO'larda aktif öğrenmenin ve etkili öğretme yöntemlerinin pedagojik ilkelerinin eksikliği temel zorluğu teşkil etmektedir. Yöntem: Bu sorunlara yanıt olarak, eğitmenlerin KSA yeterliliklerinin geliştirilmesi ve değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Atölye Çalışmaları: Başlangıçta KSA yeterlilikleri hakkında bir temel oluşturmak ve geliştirme planı hazırlamak için bir atölye çalışması düzenlenmiştir. Eğitmen Eğitimi ve Uygulaması: Eğitmenler, aktif katılımı teşvik eden belirli teorik eğitim tekniklerini uygulamış; akran geri bildirimi sağlamış ve iyi öğretim örneklerini kullanmıştır. Denetim ve Değerlendirme: Eğitim, gözlem, akran eğitimi ve etkili geri bildirim sağlamayı içermiştir. Öğretimin periyodik değerlendirilmesi, aktif öğretme yöntemlerinin uygulanması izlenirken yapılmıştır. Sonuçlar Uygulanan yöntemler sonucunda, eğitmenler Havacılık Akademisi'nin pedagojik ihtiyaçlarına uyum sağlamıştır. Program, kurum içindeki yeterliliğe dayalı eğitimin standartlaştırılmasına yol açmıştır. Temel Bulgular: İlk senaryo, eğitmenlerin teorik bilgi sağlayıcıları olmaktan yeterlilik kolaylaştırıcılarına geçiş yapması gerektiğini göstermiştir. Yeni öğretim formatı, eğitmenlerin KSA hedefine uyum sağlamasını ve müfredatın derinlemesine anlaşılmasını zorunlu kılmıştır. Öğrenci Geri Bildirimleri çok önemli kabul edilmiştir. Anonim bir anket, öğrencilerin teorik dersler sırasında aktif öğrenme ve katılım düzeyini derecelendirmelerini istemiştir. Çalışma devam etmekle birlikte, elde edilen ilk sonuçlar, eğitmenlerin etkili eğitim, aktif katılım ve grup çalışması gibi alanlarda iyileştirilmesi gerektiğini göstermiştir. En Önemli Çıkarım: ATO'ların eğitmen eğitimine yoğun yatırım yapması gerektiği vurgulanmıştır, çünkü KSA başarısı buna bağlıdır.
- Havacılıkta Öğretme Stilleri
Anthony F. Grasha, 1970’li yıllarda öğretim stilleri üzerine araştırmalar yapmaya başlamış ve 1982 yılında ilk öğretim stili modelini yayınlamıştır. Grasha, öğretim stillerini beş kategoriye ayırmıştır: uzman, otoriter, kişisel model, kolaylaştırıcı ve danışman. Grasha, öğretim stillerinin öğrencilerin öğrenme stilleri, ihtiyaçları ve becerileri ile uyum sağlamasına yardımcı olabileceğini savunmuştur. Grasha, 1994 yılında Sheryl Riechmann ile birlikte Grasha-Riechmann Öğretim Stilleri Envanteri’ni geliştirmiştir. Bu envanter, öğretmenlerin öğrencilere karşı tutumlarını, rollerini ve beklentilerini yansıtan beş öğretim stilini tanımlamaktadır. Bu stiller, Grasha’nın modeline dayanmaktadır, ancak bazı değişiklikler ve eklemeler içermektedir. Öğretim Stilleri Uzman (Expert) Stil: Öğretmenler, öğrenciler için gerekli bilgi ve uzmanlığa sahiptirler. Öğretimin ne zaman ve nasıl yapılacağına, içerik seçimine, materyal seçimine ve sınıfın fiziki yapısına uzman öğretmen karar verir. Uzman öğretmenler, bilgiyi aktarmak ve öğrencilerin iyi hazırlanmış olmalarını sağlamakla ilgilenirler. Geleneksel öğretmen özellikleri taşırlar. Baskın öğretim stili uzman olan öğretmenler, öğrencilerine ayrıntılı bilgiler kazandırırlar. Olumsuz yanı ise, cevapların altındaki düşünce süreçlerini her zaman açıklamamalarıdır. Bu da öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmelerini engelleyebilir. Öğretmen Pilot, öğrencilere uçuşun temel prensiplerini, uçağın parçalarını, uçuş planlamasını ve güvenlik kurallarını anlatır. Öğrencilerden, öğretmenin verdiği bilgileri ezberlemelerini ve uygulamalı sınavlarda göstermelerini ister. Öğrenciler, öğretmenin uçuş konusundaki uzmanlığına güvenir ve onun yönlendirmelerini takip eder. Bu stilin avantajı, öğrencilere uçuş konusunda kapsamlı ve doğru bilgiler sunmasıdır. Öğrenciler, öğretmenin uzmanlığına güvenerek uçuş becerilerini geliştirebilirler. Bu stilin dezavantajı ise, öğrencilere yeterli fırsat vermemesi ve onların aktif katılımını engellemesidir. Öğrenciler, öğretmenin bilgisini sorgulamadan kabul edebilir ve kendi düşüncelerini ifade etmekten çekinebilirler. Bu stilin öğretim rolü, öğrencilere uçuş konusunda bilgi vermek ve onları uçuş becerileri konusunda eğitmektir. Öğretmen Pilot, uçuşun teorik ve pratik yönlerini öğrencilere aktarır ve onlara uçuş sınavlarında başarılı olmaları için rehberlik eder. Öğretmen Pilot, uçuş konusundaki uzmanlığını öğrencilere gösterir ve onlardan uçuş kurallarına ve talimatlarına uymalarını ister. Otoriter (Formal Authority) Stil: Öğretmenlik rolü ve bilgisi güçlüdür. Öğrencilerden beklenen davranışları ve uyulması gereken kuralları açıklarlar. Öğrencileri yönlendirirken bu kuralları uygularlar ve öğrenci gereksinimleri ikincil plandadır. Öğrencilere olumlu ya da olumsuz geribildirim verirler. Geleneksel öğretim özellikleri taşırlar. Baskın öğretim stili otoriter olan öğretmenler, bir şeyin yapılması konusunda kabul edilebilir ve standart yolları açıklarlar. Olumsuz yanları ise, bu katı kurallar içerisinde öğrencilerin ilgilerini, önerilerini ve yaratıcılıklarını dikkate almazlar. Bu da öğrencilerin motivasyonunu ve katılımını azaltabilir. Öğretmen Pilot, öğrencilerden uçuş eğitimine katılmadan önce belirli bir seviyede matematik, fizik ve İngilizce bilgilerine sahip olmalarını ister. Öğrencilere, uçuş eğitiminin kurallarını, hedeflerini ve beklentilerini açıklar. Öğrencilerin performansını sürekli olarak değerlendirir ve geribildirim verir. Öğrenciler, öğretmenin otoritesine saygı duyar ve onun belirlediği standartlara ulaşmaya çalışır. Bu stilin avantajı, öğrencilere uçuş eğitiminin kurallarını, hedeflerini ve beklentilerini net bir şekilde belirtmesidir. Öğrenciler, öğretmenin otoritesine saygı duyarak uçuş disiplinini öğrenebilirler. Bu stilin dezavantajı ise, öğrencilere çok fazla baskı yapması ve onların özgüvenini zedeleyebilmesidir. Öğrenciler, öğretmenin geribildiriminden korkabilir ve uçuş eğitiminden zevk alamayabilirler. Bu stilin öğretim rolü, öğrencilere uçuş eğitiminin kurallarını, hedeflerini ve beklentilerini belirlemek ve onları uçuş disiplinine uygun şekilde yönlendirmektir. Öğretmen Pilot, öğrencilere uçuş eğitimine katılmadan önce gerekli olan ön koşulları ve standartları açıklar ve onların performansını sürekli olarak değerlendirir ve geribildirim verir. Öğretmen Pilot, uçuş eğitiminde otoritesini korur ve öğrencilerden saygı ve itaat bekler. Kişisel Model (Personel Model): Öğrencilere davranış ve düşünme konusunda model olurlar. Öğrencilere bir şeyi nasıl yapmaları gerektiği konusunda yol gösterir, gözlem yapmalarını ve kendisini taklit etmelerini isterler. Öğrencilerden kendi yaptıkları davranışları beklerler. Öğrencilerin yetersiz kaldığı konularda rehberlik rolü de üstlenirler. Baskın öğretim stili kişisel model olan öğretmenler, nasıl düşünmek ve davranmak gerektiği konusunda model olurlar. Ancak öğrencilerden tam olarak kendi yaptıkları davranışları beklerler. Bazen bu durum, öğrencilerin kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olur. Ayrıca, öğrencilerin kendi öğrenme stillerine ve tercihlerine uygun olmayan bir modeli takip etmeleri gerektiğini düşündürebilir. Öğretmen Pilot, öğrencilere uçuş eğitiminin nasıl bir şey olduğunu göstermek için kendi uçuş deneyimlerini paylaşır. Öğrencilere, uçuş sırasında nasıl davranmaları ve karar vermeleri gerektiğini örnekler. Öğrencilerden, öğretmenin yaptığı gibi uçmalarını ve onun tavsiyelerini dinlemelerini ister. Öğrenciler, öğretmenin uçuş becerilerine hayranlık duyar ve onun gibi olmaya çalışır. Bu stilin avantajı, öğrencilere uçuş eğitiminin nasıl bir şey olduğunu göstermesi ve onlara rol model olmasıdır. Öğrenciler, öğretmenin uçuş becerilerine hayranlık duyarak onun gibi olmaya çalışabilirler. Bu stilin dezavantajı ise, öğrencilere çok fazla beklenti yüklemesi ve onların bireyselliklerini göz ardı etmesidir. Öğrenciler, öğretmenin yaptıklarını taklit etmekten başka bir şey yapamaz ve kendi öğrenme stillerine ve tercihlerine uygun olmayan bir modeli izlemek zorunda kalabilirler. Bu stilin öğretim rolü, öğrencilere uçuş eğitiminin nasıl bir şey olduğunu göstermek ve onlara uçuş becerileri konusunda model olmaktır. Öğretmen Pilot, kendi uçuş deneyimlerini ve başarılarını öğrencilere paylaşır ve onlara uçuş sırasında nasıl davranmaları ve karar vermeleri gerektiğini örnekler. Öğretmen Pilot, öğrencilerden kendi yaptığı gibi uçmalarını ve onun tavsiyelerini dinlemelerini ister. Kolaylaştırıcı (Facilitator) Stil: Öğrenci ile ilişkilerinde esnektirler. Doğallık önemlidir. Öğrencilere sorular sorarak, fikirlerini inceler, seçenekler sunar ve davranışlarını seçmede kullanacakları püf noktaları belirterek yol gösterirler. Bu stilde öğretmenlerin temel amacı; bağımsızlık ve sorumluluk yeteneklerini arttırmaktır. Bunun için öğrencilerle projeler üzerinde çalışır ve onlara rehberlik ederek öğrencilere destek ve cesaret verirler. Öğrenci merkezli süreç baskındır. Baskın öğretim stili kolaylaştırıcı olan öğretmenlerin temel amacı, öğrencide bağımsız davranma, girişim ve sorumluluk geliştirmektir. Olumsuz yanları ise, bu stili uygulayanların yöntemleri zaman alıcıdır ve doğru uygulanmadığında öğrencilerin rahatsız olmasına neden olabilir. Ayrıca, öğrencilerin öğrenme sürecinde karşılaştıkları zorluklarla başa çıkmaları için yeterli desteği sağlamak gerektiğini unutmamak gerekir. Öğretmen Pilot, öğrencilerin uçuş eğitimine aktif olarak katılmalarını sağlar. Öğrencilere, uçuşla ilgili sorular sorar, fikirlerini dinler, seçenekler sunar ve problemleri çözmelerine yardımcı olur. Öğrencilerle, uçuş eğitiminin amaçlarını, süreçlerini ve değerlendirme kriterlerini tartışır. Öğrencilerin, uçuş eğitiminde bağımsızlık ve sorumluluk geliştirmelerine destek olur. Öğrenciler, öğretmenin rehberliğine güvenir ve onunla iş birliği yapar. Bu stilin avantajı, öğrencilere uçuş eğitimine aktif olarak katılmalarını sağlaması ve onlara rehberlik etmesidir. Öğrenciler, öğretmenin desteği ve cesareti ile uçuş eğitiminde bağımsızlık ve sorumluluk geliştirebilirler. Bu stilin dezavantajı ise, öğrencilere çok fazla esneklik tanıması ve onların yönsüz kalmasına neden olabilmesidir. Öğrenciler, uçuş eğitiminde karşılaştıkları zorluklarla başa çıkmakta yetersiz kalabilir ve öğretmenin yeterli desteği sağlamadığını düşünebilirler. Bu stilin öğretim rolü, öğrencilerin uçuş eğitimine aktif olarak katılmalarını sağlamak ve onlara uçuş becerileri konusunda rehberlik etmektir. Öğretmen Pilot, öğrencilere uçuşla ilgili sorular sorar, fikirlerini dinler, seçenekler sunar ve problemleri çözmelerine yardımcı olur. Öğretmen Pilot, öğrencilerle uçuş eğitiminin amaçlarını, süreçlerini ve değerlendirme kriterlerini tartışır ve onlara destek ve cesaret verir. Danışman (Delegator) Stil: Öğrencilerin bireysel çalışmalarını ve bağımsız hareket etmelerini geliştirmeye çalışırken sorumluluk alma ve girişimde bulunma konusunda da desteklerler. Öğrenci merkezli sınıf süreci baskındır. Baskın öğretim stili temsilci olan öğretmenler, öğrencilerin kendi kendilerini yönetmelerini sağlayacak kapasitelerinin gelişimi ile ilgilenirler. Öğrencilerin kendilerini bağımsız algılamalarına yardım ederler. Ancak öğrencilerin seviye ve yetenekleri bağımsız davranış ve düşünme için yeterli olmadığında endişe duymalarına neden olabilirler. Bu stil, öğrencilerin öğrenme hedeflerini belirlemelerine, kendi öğrenme süreçlerini planlamalarına ve değerlendirmelerine olanak tanır. Öğretmen Pilot, öğrencilerin uçuş eğitimini kendi kendilerine yönetmelerine olanak tanır. Öğrencilerin, uçuş eğitiminin hedeflerini, planlarını ve değerlendirmelerini kendilerinin belirlemelerine izin verir. Öğrencilerin, uçuş eğitiminde karşılaştıkları zorlukları kendi başlarına aşmalarını bekler. Öğrencilerin, uçuş eğitiminde girişimci ve yaratıcı olmalarını teşvik eder. Öğrenciler, öğretmenin kendilerine duyduğu güvene karşılık verir ve onunla danışma yapar. Bu stilin avantajı, öğrencilere uçuş eğitimini kendi kendilerine yönetmelerine olanak tanıması ve onlara güven duymasıdır. Öğrenciler, öğretmenin kendilerine verdiği özgürlük sayesinde uçuş eğitiminde girişimci ve yaratıcı olabilirler. Bu stilin dezavantajı ise, öğrencilere çok fazla sorumluluk yüklemesi ve onların endişelenmesine neden olmasıdır. Öğrenciler, uçuş eğitiminde kendi hedeflerini, planlarını ve değerlendirmelerini yapmakta zorlanabilir ve öğretmenin yeterli ilgiyi göstermediğini hissedebilirler. Bu stilin öğretim rolü, öğrencilerin uçuş eğitimini kendi kendilerine yönetmelerine olanak tanımak ve onlara uçuş becerileri konusunda güven duymaktır. Öğretmen Pilot, öğrencilerin uçuş eğitiminin hedeflerini, planlarını ve değerlendirmelerini kendilerinin belirlemelerine izin verir ve onlara uçuş eğitiminde girişimci ve yaratıcı olmalarını teşvik eder. Öğretmen Pilot, öğrencilerin uçuş eğitiminde karşılaştıkları zorlukları kendi başlarına aşmalarını bekler ve onlara danışmanlık yapar. Pilotların Öğretim Stilleri Türkiye’de faaliyet gösteren Havayollarında (7 havayolu) öğretmenlik yapan ya da yapacak “Pilotların Öğretim Stilleri” (305 pilot) Kabin Amirlerinin Öğretim Stilleri Türkiye’de faaliyet gösteren Havayollarında (7 havayolu) Kabin Amiri (144 kişi) olarak öğretmenlik yapan ya da yapacakların öğretim stilleri. Uçak Bakım Teknisyenlerinin Öğretim Stilleri Türkiye’de faaliyet gösteren Havayollarında (7 havayolu) Uçak Bakım Teknisyeni (45 kişi) olarak öğretmenlik yapan ya da yapacakların öğretim stilleri.
- Havacılık Sektöründe "Grasha-Riechmann" Öğretme Stilleri
Türkiye'de faaliyet gösteren 8 ticari havayolunda farklı pozisyonlarda görev yapan kişiler ile 2014 yılından beri "Eğiticinin Eğitimi" çalışması gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmalara katılan 671 kişiye "Grasha-Riechmann Öğretim Stilleri" testi uyguladık. Toplanan verilerde her katılımcının kuşağı, görevi ve öğretme stilleri (Uzman, Otoriter, Kişisel, Kolaylaştırıcı, Danışman) için puanlar yer almaktadır. Katılımcıların baskın öğretme stilini belirlemek ve genel dağılımını analiz etmek için bir çalışma yaptık. Grup içerisindeki görev ve kuşak dağılımları şu şekildedir: Görev Dağılımı: Pilot: 327 kişi Kabin Personeli: 151 kişi Diğer: 139 kişi Teknik Ekip: 54 kişi Kuşak Dağılımı: Y Kuşağı: 399 kişi X Kuşağı: 178 kişi Baby Boomers (BB): 60 kişi Z Kuşağı: 28 kişi Bu verilere göre, grupta en büyük temsil, Y kuşağından ve pilotlardan oluşmaktadır. Grubun Genel Sonuçları Bu dağılım, grubun büyük bir kısmının Kolaylaştırıcı stiline yöneldiğini göstermektedir. Bu stil, eğitmenlerin katılımcılara rehberlik ederek, onlara öğrenme sürecinde aktif rol almaları için destek verdiği bir yaklaşımı yansıtır. Ayrıca, Kişisel (Rol Model) stilinin de önemli bir oranda tercih edildiği görülmektedir, bu da eğitmenlerin öğrencilerine rol model olarak, kişisel deneyimlerini paylaşma eğiliminde olduklarını ifade eder. Daha az tercih edilen Uzman , Otoriter ve Danışman stilleri, eğitmenlerin daha bilgi aktarımı odaklı veya direktif verme eğiliminde daha az bulunduğunu göstermektedir. Grubun geneli için, öğrenme sürecinde rehberlik ve model olma yaklaşımlarının ön planda olduğu söylenebilir. Bu, ticari havacılık sektöründe, eğitmenlerin öğrencilere daha kişisel ve destekleyici bir tutum sergileme eğiliminde olduklarını işaret eder. Grasha-Reichmann Öğretme Stilleri modeli Grasha-Reichmann Öğretme Stilleri modeli, eğitimcilerin öğretme yaklaşımlarını anlamak ve optimize etmek için kullanılan etkili bir çerçevedir. Havacılık sektöründe kullanılan bu stiller, eğitmenlerin eğitim ve gelişim süreçlerine katkıda bulunur ve şu şekilde açıklanabilir: 1. Uzman Stili Uzman stili, eğitmenin bilgi ve deneyimini katılımcılara doğrudan aktardığı bir yaklaşımdır. Havacılık sektöründe bu stil, özellikle teknik bilgilerin ve prosedürlerin ayrıntılı bir şekilde sunulması gerektiğinde etkili olur. Bu, örneğin yeni güvenlik düzenlemelerinin ya da hava durumu analizlerinin ayrıntılı açıklanmasında faydalıdır. Eğitmen, derin bilgi birikimiyle öğrencilerde güven uyandırır ve içerik temelli bir öğretim sağlar. 2. Otoriter Stili Otoriter stil, eğitmenin sınıf üzerinde güçlü bir kontrol sağladığı ve bilgi aktarımını yönetici bir yaklaşımla yaptığı bir stil olarak tanımlanır. Bu, havacılıkta acil durum prosedürlerinin öğretilmesi gibi katı kuralların olduğu konularda faydalı olabilir. Ancak, yetişkin eğitimi ve havacılık gibi disiplinler arası uyumun önemli olduğu alanlarda otoriter stil sınırlı kullanılmalıdır, çünkü bu yaklaşım katılımcıların aktif katılımını azaltabilir. 3. Kişisel (Rol Model) Stili Bu stil, eğitmenin kişisel deneyimlerini ve rol model davranışlarını ön plana çıkarır. Havacılık sektöründe, deneyimli pilotlar ve eğitmenler, öğrenciler için gerçek dünya tecrübelerini paylaşarak ve etik, profesyonel davranışlarını sergileyerek önemli rol modeller olabilir. Özellikle kabin ekibi ve pilot eğitimlerinde, kişisel stil güven oluşturur ve profesyonel standartları somut örneklerle pekiştirir. 4. Kolaylaştırıcı Stili Kolaylaştırıcı stil, katılımcıların aktif katılımını teşvik eden ve öğrenme sürecinde rehberlik eden bir yaklaşımdır. Havacılıkta bu stil, özellikle simülasyon eğitimlerinde ve ekip içi işbirliği gerektiren konularda etkilidir. Kolaylaştırıcı eğitmenler, öğrencilerin özgüvenlerini artırarak karar alma ve problem çözme becerilerini geliştirirler. Bu yaklaşım, ekip çalışması ve iletişim gibi havacılıkta kritik olan becerilerin geliştirilmesinde önemli rol oynar. 5. Danışman Stili Danışman stili, eğitmenin katılımcıların bireysel ihtiyaçlarına yönelik kişisel rehberlik sağladığı bir yaklaşımdır. Havacılık sektöründe, bireysel öğrenme hedeflerine uygun rehberlik sağlamak için kullanılır. Örneğin, genç bir pilot adayı veya bakım personeli, yetkinliklerini geliştirmek için kişiselleştirilmiş yönlendirme alabilir. Bu yaklaşım, özellikle yeni personelin sektöre adaptasyonu ve mesleki gelişimi için destekleyici bir ortam yaratır. Bu öğretme stilleri, havacılık eğitimlerinde kullanılan çeşitli konular ve katılımcı profillerine göre uyarlanarak, eğitim süreçlerinin daha etkin ve katılımcı bir şekilde yönetilmesini sağlar.
- Konuşmanın Başarısı Neye Bağlı?
Nisan 2022 tarihli Current Opinion in Psychology dergisinde yer alan ve Michael Yeomans, Maurice E. Schweitzer ve Alison Wood Brooks tarafından yazılan "Sohbet Çevresi: Konuşmada Bilgisel ve İlişkisel Motivasyonları Belirleme, Önceliklendirme ve Takip Etme" başlıklı makale ilgimi çekti ve gündelik hayatımızın temelini oluşturan konuşmalar hakkında düşünme şeklimizi kökten değiştirecek çarpıcı bir teorik çerçeve sunduğu için sizinle paylaşmak istedim. Yazarlar, bir konuşmanın başarısının ne anlama geldiğinin tamamen kişilerin hedeflerine bağlı olduğunu vurguluyor. Çoğu zaman, insanlar ortak anlayış oluşturmak, iyi bir izlenim bırakmak, eğlenmek veya karşıdaki kişiyi ikna etmek gibi aynı anda birden fazla hedefi takip ediyorlar. Bu karmaşık hedef yelpazesini anlamak için makale, Sohbet Amaçlarının Döngüsel Çerçevesi (The Conversational Circumplex) adını verdiği yeni bir çerçeve sunuyor. Bu çerçeve, sadece akademisyenler için değil, hepimiz için konuşmayı bilişsel açıdan zorlu bir karar verme ortamı yapan şeyin ne olduğunu anlamak adına kritik bir temel sağlıyor. Sohbet Amaçlarının Döngüsel Çerçevesi: İki Temel Boyut İnsanlar sürekli iletişim kurar ve neredeyse her insan etkinliği bir konuşmayı içerir (yazılı, sözlü, senkron veya spontane olabilir). Bu çerçevenin temel yeniliği, konuşma motivasyonlarını iki kilit boyut boyunca sınıflandırmasıdır: Bilgisel Boyut (Informational): Konuşmacının amacının, doğru bilgiyi verme ve/veya almaya ne ölçüde odaklandığı. Yüksek Bilgisel Amaçlar: Konuşmacı, doğru bilgi alışverişi yapmaya heveslidir (bilgi vermek ve/veya almak). Düşük Bilgisel Amaçlar: Odak, doğru bilgi alışverişi değildir. Konuşmacı zaman doldurmayı, gariplikten kaçınmayı veya bilgiyi gizlemeyi amaçlayabilir. İlişkisel Boyut (Relational): Konuşmacının amacının, ilişkiyi kurmaya, sürdürmeye veya iyileştirmeye ne ölçüde odaklandığı. Yüksek İlişkisel Amaçlar: Konuşmacı, güven inşa etmek, ortak anlayış bulmak veya birbirini tanımak gibi amaçlarla ilişkiyi geliştirmeyi hedefler. Düşük İlişkisel Amaçlar: Konuşmacı, ilişkiyi dikkate almadan kendi kişisel çıkarlarını ilerletmeye çalışır. Konuşma Hedeflerinin Haritası: Döngüsel Çerçeve Bu makalenin kalbinde yer alan ve aşağıda görebileceğiniz konuşma1.pdf grafiği, yani Sohbet Amaçlarının Döngüsel Çerçevesi (The Conversational Circumplex) , konuşma hedeflerini bu iki boyutta görselleştirir. Bu grafik, konuşmacıların sahip olabileceği çok çeşitli amaçların küçük bir alt kümesini temsil eder. Yatay ve dikey eksenlerin kesişimi, hedeflerin dört ana kadrana nasıl dağıldığını gösterir. İnsanlar sosyal hayatlarında gezinirken, muhtemelen bu dört kadranın tamamında hedeflerin peşine düşerler. 1. Sağ Üst Kadran: Yüksek Bilgisel / Yüksek İlişkisel Bu alandaki hedefler, hem anlamlı bilgi alışverişini hem de güçlü bir ilişki kurmayı amaçlar. Bu, sağlıklı işbirliği ve dürüstlüğün merkezidir: Brainstorm ideas (Beyin fırtınası yapmak) . Be honest (Dürüst olmak) . Seek advice (Tavsiye aramak): Hem bilgi edinmek hem de karşıdaki kişinin bilgisini onaylamak. 2. Sol Üst Kadran: Yüksek Bilgisel / Düşük İlişkisel Bu hedefler, genellikle bir sonuca ulaşmak veya kişinin kendi statüsünü ilerletmek için bilgiyi kullanmaya odaklanır, ilişkiyi besleme niyeti düşüktür. Make a decision (Karar vermek) . Persuade (İkna etmek) . Claim credit (Başarıyı sahiplenmek): Kendi başarısı hakkında bilgi paylaşarak statüyü artırmak. 3. Sağ Alt Kadran: Düşük Bilgisel / Yüksek İlişkisel Bu hedefler, sosyal uyumu, eğlenceyi veya gariplikten kaçınmayı önceliklendirir. Bilginin doğru olup olmadığı ikincil bir meseledir. Flatter (İltifat etmek): İlişkiyi iyileştirmeye odaklanır. Reminisce (Anıları yad etmek) . Avoid awkwardness (Gariplikten kaçınmak) . 4. Sol Alt Kadran: Düşük Bilgisel / Düşük İlişkisel Bu alandaki amaçlar, bilgiyi kasıtlı olarak gizlemeyi veya ilişkiye zarar verme pahasına kişisel çıkarı ilerletmeyi hedefler. Assign blame (Sucu başkasına yüklemek) . Deceive (Kandırmak) . Conceal (Gizlemek) . Bu görselleştirme, konuşmacıların kendi kişisel hedeflerini somut bir şekilde düşünmelerine yardımcı olabilir: amaçlarının ne olduğunu, çok fazla mı yoksa çok az mı olduğunu ve bu amaçların çatışıp çatışmadığını görmelerini sağlar. Konuşmanın Zorlukları: Neden Hata Yapıyoruz? Yazarlar, konuşmanın bilişsel olarak yorucu bir karar verme ortamı olduğunu ve insanların hedeflerini belirlemekte, uzlaştırmakta ve bunları eyleme dökmekte sıklıkla hata yaptığını öne sürüyor. Bu zorluklar genellikle çatışan hedeflerden kaynaklanır. 1. Kişi İçi Çatışmalar (Intrapsişik Çatışmalar) Bu, bir davranışın bir hedefi ilerletirken, başka bir hedefin aleyhine sonuçlanmasıdır. Örnek 1: Alçakgönüllü Övünme (Humble-bragging): Kendinizi tanıtmak istersiniz ancak övünçlü görünmek istemezsiniz. Örnek 2: Tavsiye Aramaktan Kaçınma: Tavsiyeden fayda sağlayabileceğinizi düşünseniz bile, yetersiz görünmek istemediğiniz için tavsiye almazsınız. Bu, yazarların "bozuk zihinsel modeller" (broken mental models) dediği durumlara örnektir, çünkü aslında ihtiyaç duyulan tavsiyeyi aramak yetkinlik algısını artırır. Döngüsel Çerçeveye göre, çerçevenin üzerinde birbirine uzak olan hedefler , tek bir konuşmada aynı anda takip edilmesi daha zor olan hedeflerdir (örneğin, özür dilemek ve aynı zamanda suçu başkasına yüklemek). 2. Kişilerarası Çatışmalar (Interpersonal Çatışmalar) Bu, bir kişinin hedeflerinin doğrudan karşı tarafın hedeflerine karşı çıktığı durumlardır. Örnek 1: Görüş Ayrılığını Dile Getirme (Voicing Dissent): Siz bildiklerinizi paylaşmak istersiniz; ancak partneriniz statüsünün sorgulanmasını veya çelişkiyle karşılaşmayı istemez. Örnek 2: Kaçamak Cevaplar (Dodging/Paltering): Siz açıkça yalan söylemeden bir sorudan kaçınmak istersiniz; karşı taraf ise dürüst bir cevap ister. Başkalarının Amaçlarını Anlama Zorluğu Çerçeve aynı zamanda başkalarının amaçlarını anlamanın neden zor olduğunu da gösteriyor. Konuşmacılar ego merkezci bir şekilde, kendi amaçlarımızın başkalarının amaçları hakkında bilgi verdiğine (örneğin, "Ben eğlenmek istiyorum, o halde sen de eğlenmek istiyor olmalısın") aşırı güvenebilirler. Çözüm: Hazırlıklı Olmak ve Düşünmek Makale, başarılı bir konuşmacı olmak için atılması gereken adımları özetliyor: Kendi Amaçlarımızı Belirlemek: Başarılı konuşmacılar, kendi hedeflerini tanımalıdır. Döngüsel Çerçeve, kişilerin hedeflerinin ne olduğunu somut olarak düşünmelerine yardımcı olur. Ön Hazırlık: Yazarlar, yalnızca 30 saniyelik bir ön düşünmenin bile daha verimli ve keyifli konular seçmeye yardımcı olabileceğini belirten çalışmaları hatırlatıyor. Konuşmaya kendi hedeflerimiz üzerine düşünerek hazırlanmak, niyetlerimizi eyleme dönüştürmemize de yardımcı olabilir. Sonuç olarak, bu çerçeve sayesinde, bir sonraki konuşmamıza "Ne konuşmalıyım?" diye sormak yerine, "Bu konuşmada hangi bilgisel ve ilişkisel amaçları takip ediyorum ve bunlar birbiriyle çatışıyor mu?" diye sorabiliriz. Bu, konuşmalarımızın başarısını artırmak için güçlü bir başlangıç noktasıdır. Kaynak Yeomans, M., Schweitzer, M. E., & Brooks, A. W. (2022). The Conversational Circumplex: Identifying, prioritizing, and pursuing informational and relational motives in conversation. Current Opinion in Psychology , 44 , 293–302. https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2021.10.001
- Havayolu Pilotluğundan Kurumsal Pilotluğa Geçiş
Uzun yıllar Emirates 777 kaptanı olarak görev yaptıktan sonra kurumsal havacılıkta Challenger 604 kullanmaya başlayan Jeremy Hole bu geçişi ile ilgili LinkedIn 'de bir paylaşım yaptı. Ona göre, gökyüzü aynı olsa da, yapılan iş birbirinden çok farklıdır. Başlangıçta "kurumsal uçuşun" sadece buz kutularını doldurmak ve çantaları yüklemek anlamına geldiğini varsaymış, ancak ne kadar yanıldığını fark etmiş. Kurumsal pilot olmayı düşünenlerin bilmesi gereken bazı önemli noktalar ve beklenmedik sorumluluklar ile ilgili Hole şunları sıralıyor. Ofis Dışındaki Sorumluluklar ve Sahiplenme Kurumsal havacılıkta roller, geleneksel havayolu operasyonlarına göre çok daha geniştir: İzin Günlerinde Bile Çalışmak: Uçuş planlaması, gerekli izinler, otel ve araç düzenlemelerinde yapılan ince ayarlar, ikram hizmetleri ve bir sonraki görevin planlanması gibi işler genellikle izin günlerinize düşer . Haftalar Öncesinden Planlama: Kısa veya kirlenmiş pist performansı, mevsimsel sıcaklıklar, NOTAM tuzakları, PPR/slot (kalkış/iniş saatleri) gibi konuları haftalar öncesinden planlamak zorunludur. Uçuş günü gelip de uçuşu yapamama durumuna düşmek istemezsiniz. Rotaya Karar Verme Yetkisi: Uçuş planlarını dosyalama, teknik duruşlar ve yedek meydanları belirleme—bunların hepsi banka tarifelerine göre değil, yolcular için optimize edilmiş şekilde yapılır. FBO Rezervasyonları: Yakıt teklifleri/sözleşmeleri, GPU/buz, lavabo hizmeti, park/hangar ve buz çözme hazırlığı için FBO (Sabit Üs Operatörü) rezervasyonları iyi bir şekilde yapılmalıdır, zira bazı FBO’larda belirli günlerde yer kalmayabilir. Uçuş Görevlisi Rolü: Çoğu seyahatte uçuş görevlisi rolünü üstlenirsiniz . Bu, menü planlama, yükleme, gıda güvenliği ve sunum gibi detayları içerir. Uçak Bakımı ve Temizliği: Uçağı organize etmek, yeniden stoklamak, yüzeyleri silmek, süpürmek ve gerekirse lavaboyu temizlemek gibi görevler size aittir. Ekip Lojistiği: Mürettebat otelini ve arabasını organize etmek (mürettebat odaları, geç check-in’ler, araba servisleri, güvenlik ve olası durum planları) gereklidir. Harcamaların Yönetimi: Ücretleri karşılaştırmak, beklenmedik sorunlardan kaçınmak ve güvenliği tehlikeye atmadan mal sahibini korumak sizin sorumluluğunuzdadır. Gerçek Müşteri Hizmeti: Deneyimi yolcuya özel hale getirmek, gizliliği korumak ve son dakika değişikliklerine esneklikle ayak uydurmak gerekir. Mesai Bitimi Yok: Uçağın kapanmasından sonra iş bitmez. Kayıtlar, masraflar, bakım aksaklıkları ve uçağın bir sonraki görev için sıfırlanması işlemleri devam eder. Uçuşun Değişen Dinamikleri Uçuşun kendisi de havayolu uçuşuna göre farklılık gösterir. Trafiğin yoğun olmadığı meydanlarda daha fazla görsel yaklaşma yapılır. Zorlu havalimanları ile karşılaşılır: Eğimler, arazi, çember çizme (circling), hassas olmayan yaklaşmalar, ofset son yaklaşmalar ve gürültü azaltma prosedürleri söz konusudur. Daha küçük hava alanları kullanılır: Bunlar genellikle yerel tuhaflıkları ve sınırlı hizmetleri olan daha kısa, dar ve eğimli pistlere sahiptir. Dinamik kararlar anlık olarak alınır: Performans, pist durumu, yolcu değişiklikleri ve yer lojistiği hakkında gerçek zamanlı kararlar verilmesi beklenir. Kurumsal Havacılıkta Kimler Başarılı Olur? Kurumsal ortamda başarılı olacak kişilerin profili şöyledir: Yapıcılar (builders), detay odaklılar (detail hawks). Misafirperverlik zihniyetine sahip profesyoneller . Hem bulaşık yıkayacak hem de yaklaşmayı aynı standartta brifingleyecek hizmetkar liderler . Jeremy Hole, bu geçişin genel bir özeti olarak şunu ifade ediyor: "Havayolu uçuşu bana prosedürleri öğretti. Kurumsal uçuş ise esnekliği ve sahiplenme duygusunu öğretti".


















