top of page

Pilotluğun Sessiz Yükü: İnsan ve Makine Arasındaki Çelişki

Havacılık dünyası dışarıdan bakıldığında disiplin, üniforma ve seyahat özgürlüğü ile özdeşleştirilen prestijli bir alan olarak görülür. Ancak Carine Lage tarafından paylaşılan "Bir Pilotun İtirafı: Pilotluk Mesleğinin Sessiz Yükü" (A Pilot’s Confession. The Silent Weight of the Pilot Profession) başlıklı makale, kokpitin kapıları ardındaki psikolojik ve insani maliyeti gözler önüne sermektedir. Anonim bir pilotun gerçek yaşam deneyimlerine dayanan bu anlatı, pilotların sadece uçakları değil, aynı zamanda büyük bir duygusal yükü de "sessizce" taşıdıklarını ortaya koymaktadır.


Makaledeki itirafta pilot, kendisini ve meslektaşlarını "gerekli bir kötülük" olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, pilotun başkalarının mutluluğunu mümkün kılmak için var olduğu, ancak kendi ihtiyaçlarının, hastalıklarının veya duygusal durumlarının sistem tarafından yok sayıldığı hissini yansıtır.


Pilotlardan beklenen; her zaman gülümseyen, başını öne eğip sorunları yokmuş gibi davranan ve başkalarının hayallerini yıkmamak adına "uygunsuz teklifleri" sessizce sineye çeken bir profildir. Bu bağlamda pilot, iş yerinde bir "insan" değil, işlevini yerine getirmesi gereken bir "araç" olarak görülmektedir. Bu araçsallaştırma, pilotun hastalanma, başarısız olma veya savunmasızlık gösterme hakkını elinden alır.


Karar Mekanizmasının Ağırlığı ve Otopilot Miti

Mesleğin zorluğu genellikle fiziksel yorgunlukla karıştırılsa da, kaynakta belirtildiği üzere pilotluğun asıl yorgunluğu "zihinseldir". Toplumda yaygın olan "Otopilot var, işleri kolay" algısı büyük bir yanılgıdır. Otopilot, zihinsel çabayı ortadan kaldırmaz. Kaynağa göre:

  • Bir saatlik uçuş, dört ila altı saatlik yüksek baskı altındaki idari işe eşdeğerdir.

  • Bu süre, sürekli gerginlik altında ağır bir vasıtayı iki saat kullanmakla kıyaslanabilir.

Pilot, motor çalışmadan önce bile olası arızaları, riskleri ve sonuçları zihninde simüle eder. Kararlar saatte 850 km hızla alınır ve her karar, henüz gerçekleşmemiş senaryoları kapsar.

Diğer meslek gruplarıyla (doktorlar, avukatlar, iş insanları) yapılan kıyaslama, pilotluğun üzerindeki baskıyı netleştirir. Bir doktor meslektaşına danışabilir, bir avukat süre isteyebilir veya bir iş insanı hatasını telafi edebilir. Ancak bir pilotun havada karar verirken "dönüp yolculara ne yapması gerektiğini sorma" şansı yoktur. Hata yapma lüksünün olmadığı bu ortamda, alınan her karar anlık ölüm riski taşır.


Bakım Paradoksu: Makineye Gösterilen Özen İnsana Gösterilmiyor

Makalenin en çarpıcı noktalarından biri, uçaklara gösterilen bakım ile pilotlara gösterilen ilgisizlik arasındaki tezatlıktır. Uçaklar için yağ değişimi yapılır, parçalar yenilenir, her 100-200 saatte bir bakım programları uygulanır ve buna büyük yatırımlar yapılır. Çünkü bakım yapılmazsa makinenin arızalanacağı bilinir.

Ancak iş "insan" olan pilota geldiğinde durum değişir. Pilotun ailesinin olması, çocukları, hastalığı, yorgunluğu veya duygusal olarak tükenmiş olması sistem için önemsizdir. Beklenti, pilotun tıpkı bakımı yapılmış bir makine gibi kusursuz, güvenli ve gülümseyerek işlevini yerine getirmesidir. Yazar bu durumu şu soruyla özetler: "İnsan varlığının, çalıştırdığı makineden daha değersiz olduğu bu nasıl bir meslektir?".


Sessizliğin Normalleşmesi ve Toplumsal Tepki

Yazar Carine Lage, bu itirafı "mideye inen bir yumruk" olarak nitelendirir ve mesleğin bu acı gerçeklerinin kabul edilmesi gerektiğini vurgular. Pilotlar, "kanatlı insanlar" olarak tanımlanır ve bu insanların geri dönüşü olmayan bir arıza yaşamadan önce sessizliğin bozulması gerektiğine dikkat çekilir.

Makaleye gelen yorumlar da toplumun bu "kırılganlığa" yaklaşımını gözler önüne sermektedir. Bazı okuyucular bu hisleri "saçmalık" veya "akıl sağlığı bozukluğu" olarak nitelendirip "mesleği bırak" tavsiyesinde bulunurken, Russell Patterson gibi diğer yorumcular daha derin bir analiz yapmaktadır. Patterson'a göre, bir pilot bu tür insani duygularını ve zorluklarını dile getirdiğinde toplumun onu "zihinsel olarak dengesiz" olarak etiketlemesi, aslında sorunun kaynağıdır. Bu tepkiler, pilotların neden "mükemmellik maskesi" takmak zorunda kaldıklarını ve neden sessizliğe gömüldüklerini kanıtlar niteliktedir.


Sonuç olarak, pilotluk mesleği dışarıdan görünen ihtişamının aksine, içeride büyük bir zihinsel yük, aileden ve evden uzak kalmanın getirdiği yalnızlık ve "hata yapma hakkı olmayan" bir baskı barındırır. Uçaklar düzenli bakım görürken, onları uçuran insanların duygusal ve zihinsel bakımları ihmal edilmektedir. Bu "sessiz yük", sadece pilotların değil, havacılık güvenliğinin de görünmeyen bir parçasıdır.

Kaynak:

Carine Lage - "A Pilot’s Confession. The Silent Weight of the Pilot Profession."

Yorumlar


  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Instagram
  • YouTube

©2021, Anahtar Eğitim

bottom of page