Havayolu Uçuş Ekibinin Dayanıklılığını İncelemek için Yüksek Doğruluklu Simülatör Araştırma Yöntemleri
- Eray Beceren

- 4 Nis
- 2 dakikada okunur

Havacılık, her geçen gün artan küresel talepler ve gelişen yeni teknolojilerle birlikte evrimleşmeye devam ediyor. Peki, böylesine devasa ve karmaşık bir sistemin bugünkü "ultra-emniyetli" seviyesini nasıl koruyacağız?
Bu sorunun cevabı, 2021 yılında düzenlenen 21. Uluslararası Havacılık Psikolojisi Sempozyumu’nda sunulan ufuk açıcı bir araştırmada gizli. NASA araştırmacıları Chad L. Stephens, Lawrence J. Prinzel, Daniel Kiggins, Kathryn Ballard ve Jon Holbrook tarafından kaleme alınan "Havayolu Uçuş Ekibi Dayanıklılığını (Resilience) İncelemek İçin Yüksek Sadakatli Simülatör Araştırma Yöntemlerinin Değerlendirilmesi" başlıklı çalışma, emniyet kavramına bakış açımızı kökünden değiştiriyor.
İşte havacılık tutkunlarının, emniyet uzmanlarının ve sektör profesyonellerinin mutlaka bilmesi gereken o yeni yaklaşımın detayları:
Geleneksel Emniyet vs. Üretken Emniyet (Productive Safety)
Bugüne kadar havacılık emniyeti genellikle "nelerin yanlış gidebileceğine" ve "kazaların nasıl önlenebileceğine" odaklanmıştır (Koruyucu Emniyet / Protective Safety). Ancak NASA'nın Sistem Çapında Emniyet (System-Wide Safety - SWS) Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar, yepyeni bir kavramı daha masaya getiriyor: Üretken Emniyet (Productive Safety).
Bu yeni yaklaşım, işlerin neden "doğru" gittiğini anlamaya çalışır. Sistemlerin başarılı olmasını sağlayan temel unsur, aslında uçuş ekiplerinin (pilotların) beklenmedik durumlar karşısında gösterdiği esneklik, yani "resilience"dır. Havacılık operasyonları o kadar karmaşıktır ki, pilotlar sistemi emniyetli tutabilmek için çalışma yöntemlerini sürekli olarak anlık koşullara göre ayarlarlar.
Prosedürlere Uymamak Her Zaman Bir İhlal midir?
Makalede son derece çarpıcı bir örnek veriliyor: Daha önce yapılan bir araştırmada, 32 farklı iç hat havalimanına yapılan 10 milyondan fazla uçuşun verileri incelenmiş ve uçuşların yalnızca %12.4'ünün standart terminal varış rotalarının (RNAV STAR) dikey ve yanal profillerine tam olarak uyduğu görülmüştür.
Peki bu bir emniyet zafiyeti mi? Hayır! Araştırmacılar, pilotların hava durumu, hava trafik kontrol (ATC) kısıtlamaları veya operasyonel gereklilikler nedeniyle bu rotalardan saptığını belirtiyor. Yani bu durum bir "kural ihlalinden" ziyade, pilotların değişen şartlara uyum sağlayarak uçuşu emniyetli hale getirmek için sergiledikleri "istenen ve emniyet üreten davranışlar" olabilir.
NASA'nın Gelişmiş Simülatör Araştırması
NASA, pilotların kokpit içerisindeki bu görünmez "emniyet üretme" becerisini ölçmek için özel bir simülasyon çalışması tasarladı. High-fidelity bir Boeing 737-800 simülatörü kullanılarak, aktif görev yapan profesyonel havayolu pilotlarıyla Charlotte Havalimanı (KCLT) için gerçeğe birebir uygun RNAV varış senaryoları yaratıldı.
Bu çalışmanın amacı, uçuş ekiplerinin rutin bozulmalara karşı nasıl tepki verdiğini dört temel adımda incelemektir:
Öngörme (Anticipate): Gelebilecek tehditleri önceden sezmek.
İzleme (Monitor): Sistemleri ve çevreyi sürekli takip etmek.
Müdahale Etme (Respond): Beklenmedik durumlara (örneğin; ani rüzgar, sistem uyarıları, ATC hataları, türbülans) doğru tepkiyi vermek.
Öğrenme (Learn): Yaşanan olaydan ders çıkarmak.
Araştırmada gerçekçilik (ekolojik geçerlilik) o kadar üst düzeyde tutulmuştur ki; pilotlara gerçek havayolu prosedürleri, operasyonel uçuş planları (dispatch release), METAR/TAF gibi güncel hava durumu raporları verilmiş ve gerçek zamanlı ATC (Yaklaşma/TRACON) iletişimi sağlanmıştır.
Özetle Önemli Hususlar
Emniyet Algısı Değişiyor: Gelecekte havacılık emniyeti sadece hataları sayarak değil, pilotların zorluklar karşısında gösterdiği uyum yeteneğini (resilience) ölçerek sağlanacaktır.
İnsan Faktörü Vazgeçilmezdir: Yeni sistemler ne kadar otonom olursa olsun, sistemin emniyetini sağlayan nihai unsur insanın "doğru giden şeyleri" üretme kapasitesidir.
Gerçekçi Veriye İhtiyaç Var: Geleneksel kaza/kırım raporları emniyetin sadece eksik bir resmini sunar. Kazasız atlatılan binlerce rutin uçuştaki "başarı faktörlerinin" incelenmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, havacılık sadece hatalardan ders alarak değil, her gün binlerce uçağın emniyetle inmesini sağlayan görünmez kahramanlıkları ve doğruları analiz ederek daha da ileriye gidecektir.
Kaynak:
Stephens, C. L., Prinzel, L. J., Kiggins, D., Ballard, K., & Holbrook, J. (2021). Evaluating the Use of High-Fidelity Simulator Research Methods to Study Airline Flight Crew Resilience. 21st International Symposium on Aviation Psychology, 140-145. Wright State University, CORE Scholar.






Yorumlar