Kokpitte Zihinsel Performans: Pilotlar Neden Aşırı Yüklenir ve Ne Yapılmalı?
- Eray Beceren

- 17 Oca
- 4 dakikada okunur

Bu yazı, emekli bir savaş pilotu ve Crosscheck Mental Performance'ın kurucusu olan Tammy Barlet ile eski bir askeri pilot ve şu anda Southwest Havayolları'nda kaptan pilot olarak görev yapan Ryan Adams'ın görüşlerine dayanmaktadır. İkili, elit sporcuların kullandığı zihinsel tekniklerin havacılığa nasıl uyarlanabileceğini ve yüksek performanslı ortamlarda zihni yönetmenin önemini tartışmaktadır.
Bilişsel Marj (Cognitive Margin) Nedir?
Havacılık eğitimlerinde genellikle süreçler ve prosedürler üzerinde durulur. Ancak bir pilotun zihinsel bant genişliği, yani "bilişsel marjı" tükendiğinde, ezberlenen bu prosedürlere erişim imkansız hale gelebilir.
Tammy Barlet bu durumu bir stadyum analojisi ile açıklar: Stadyumun içindeki insanlar pilotun beynindeki bilgilerdir. Eğer kapılar kapalıysa (stres ve aşırı yüklenme anı), içeride ne kadar bilgi olursa olsun dışarı çıkamaz. Zihinsel performans eğitimi, bu "kapıları" açık tutarak pilotun bilgiye erişimini sağlar.

Aşırı Yüklenme (Overload) ve Tünel Görüşü: Gerçek Örnekler
Videoda, zihinsel kapasitenin dolduğu ve "bilişsel marjın" sıfıra indiği anlara dair çarpıcı örnekler paylaşılmıştır:
T-38 Eğitim Uçuşu Olayı:
Tammy Barlet, bir eğitmen pilot olarak yorgun ve stresli olduğu bir gün uçuşa gitme kararı alır. İniş takımları açılmaz ve acil durum ilan etmek zorunda kalır. Tüm prosedürleri uygulayıp uçağı indirmeyi başarsa da, olay sonrası yapılan incelemede paneldeki "hidrolik arıza ışığını" görmediğini fark eder. O an sadece "uçağı uçurmaya" odaklandığı için beyni görsel uyarıyı işlememiş, yani bilişsel marjı tükenmiştir. Bu durum, teknik bilgi eksikliğinden değil, zihinsel kapasitenin o anki yetersizliğinden kaynaklanmıştır.
Yardımcı Pilotun Tünel Görüşü:
Kaptan Ryan Adams, kariyerinin başlarında yeni bir yardımcı pilot (first officer) iken yaşadığı bir olayı aktarır. Uçuş sırasında arkada bir yolcunun üzerine kaynar kahve döküldüğü ve nefes almadığı bilgisi gelir. Bu yoğun bilgi akışı karşısında Adams, "tünel görüşü" yaşar ve uçağı uçurmasına rağmen kaptanın kendisine seslendiğini duyamaz hale gelir. Kaptan, dikkatini çekmek için omzuna dokunmak zorunda kalır. Adams, o an kalbinin çok hızlı attığını ve bilişsel marjının kalmadığını belirtir.
Pilotaj Eğitiminde Yaşananlar: Öğrencinin Ruh Hali
Olay, Barlet'ın T-38 uçağında eğitmen pilot olarak görev yaptığı dönemde gerçekleşir. Bir sabah, henüz solo (tek başına) uçuş aşamasına gelmemiş bir öğrenci brifing için masasına gelir. Bu öğrenci, daha önceki T-6 eğitim aşamasında başarılı olmuş ve T-38'e geçmeye hak kazanmıştır. Ancak Barlet, brifing sırasında öğrenciyi gözlemlediğinde, öğrencinin omuzlarında sanki "dünyanın yükünü taşıyormuş" gibi bir ağırlık ve yenilmişlik hissi sezdiğini belirtir. Öğrencinin notları ve geçmişi başarılı olsa da, o anki ruh hali uçuşa hazır görünmemektedir.
Uçuş başladığında Barlet, öğrencinin aslında uçağı uçurabildiğini ancak bunu yapabildiğine kendisinin inanmadığını fark eder. İyi bir eğitmenin, öğretim tarzını öğrencinin ihtiyacına göre değiştirmesi gerektiğine inanan Barlet, o gün için "teknik eğitmen" rolünden çıkıp "güven koçu" rolüne bürünmeye karar verir.
Barlet, arka koltuktan sürekli "şunu yanlış yaptın" demek yerine, öğrencinin potansiyelini görmesini sağlamaya odaklanır. Uçuş sırasında öğrencinin sınırları aşmaması (örneğin aşırı G kuvveti uygulamaması veya irtifa kaybetmemesi) için onu yönlendirir, ancak bunu onu ezmeden yapar. İniş sırasında öğrenci hız kontrolünü kaybedip çok hızlı yaklaştığında, Barlet olası bir kaza kırım riskini ve uçuş emniyeti ihlalini önlemek için kontrolü devralır, uçağı pas geçirir (go-around) ve güvenli bir iniş yapmalarını sağlar.
Uçuş sonrası yapılan debriefing (değerlendirme) toplantısı, bu hikayenin en çarpıcı kısmıdır. Standart prosedürde eğitmen, uçuş planını açar, yapılan hataları listeler ve düzeltici işlemleri anlatır. Ancak Barlet, teknik detaylara girmeden önce öğrenciye tek bir soru sorar: "Bugün nasılsın?"
Öğrenci bu soru karşısında şaşırır ve donup kalır; çünkü askeri uçuş eğitiminde genellikle duygusal durum sorgulanmaz. Barlet, öğrencideki tereddüdü görünce doğrudan gözlemini paylaşır: "Sende bir yenilmişlik hissi seziyorum.".
Bu tespit üzerine öğrenci çözülür ve itiraf eder: "Evet, sanırım ben buraya ait değilim. T-6 uçağını indirmekte sorun yaşamıyordum ama bu T-38'i indiremiyorum.".
Öğrencinin sorunu teknik beceri eksikliği değil, tamamen zihinsel bir engeldir. Barlet, öğrenciye T-38'in Hava Kuvvetleri envanterindeki en zor inen uçaklardan biri olduğunu (küçük kanatlar, küçük iniş takımları ve çok yüksek iniş hızı) açıklar. Öğrencinin notlarında veya o günkü performansında, onun başarılı bir pilot olamayacağını gösteren hiçbir somut veri olmadığını vurgular.
Eğer Barlet o gün standart bir debriefing yapsaydı ("Şurada hızlıydın, burada hatalıydın" deseydi), öğrencinin zaten kırılgan olan güveni tamamen yıkılacak ve muhtemelen bir sonraki uçuşta başarısız olup elenecekti. Sorunun kök nedeni (root cause) teknik bilgi eksikliği değil, öğrencinin "kendi kafasının içinde" yarattığı başarısızlık korkusuydu.
Bu müdahale sayesinde öğrenci, eğitmeninin kendisine olan inancını geçici bir destek olarak kullanmış ve zamanla kendi öz güvenini yeniden inşa etmiştir. Barlet'ın uçuş emniyetini sadece lövye hakimiyeti olarak değil, aynı zamanda pilotun zihinsel durumu olarak ele alması sonucu, o gün tükenmiş hisseden öğrenci eğitimini başarıyla tamamlamış ve sonrasında bir F-16 pilotu olmuştur. Bu olay, havacılıkta "teknik olmayan becerilerin" (non-technical skills) ve eğitmenlerin öğrencilerinin zihinsel durumunu okuyabilmesinin ne kadar hayati olduğunu göstermektedir.
"Buna Ya Sahipsindir Ya Değilsindir" Miti
Havacılıkta yaygın olan, "sağlam bir zihne ya doğuştan sahipsindir ya da değilsindir" inanışı yanlıştır. Zihinsel dayanıklılık ve odaklanma öğrenilebilir/öğretilebilir becerilerdir.
Ryan Adams, Afganistan'da yüzlerce askerin hayatını kurtarmış bir savaş kahramanı olan arkadaşının, havayolu eğitimlerinde yaşadığı zorlukları anlatır. Farklı ve yorucu bir eğitim sürecinde, bu deneyimli pilot bile kendine olan güvenini kaybetmiş ve başarısızlık korkusu yaşamıştır. Bu örnek, en yetenekli pilotların bile çevresel faktörler ve yorgunluk nedeniyle güven kaybı yaşayabileceğini, bunun zeka ile ilgisi olmadığını göstermektedir.
Zihinsel Performans Teknikleri ve Çözümler
Uçuş emniyetini artırmak için pilotların sadece prosedürleri değil, stres altında nasıl düşüneceklerini de eğitmeleri gerekir.
Öz Farkındalık (Self-Awareness): Pilotların kendi iç seslerinin farkında olmaları gerekir. "Ben bir aptalım, bunu nasıl yaptım?" gibi negatif iç konuşmalar performansı düşürür. (Duygusal Zekâ)
"Şimdi Ne?" (What Now?) Tekniği: Bir hata yapıldığında veya stres anında zihin genellikle geçmişe ("Bunu neden yaptım?") ya da geleceğe ("Ya yine yaparsam?") gider. Pilotu o ana geri getirmek için en etkili yöntem, sesli olarak kendine "Şimdi ne? Şu an ne yapmam gerekiyor?" sorusunu sormaktır.
Kök Neden Odaklı Debriefing: Uçuş sonrası değerlendirmelerde sadece teknik hatalar değil, zihinsel durum da konuşulmalıdır. Barlet, başarısızlık hissi yaşayan bir öğrenciyle teknik detaylar yerine onun güven eksikliğini konuştuğunda, öğrencinin performansının düzeldiğini belirtir. Eğitmenler, öğrencilerin "kendi kafalarının içinden çıkmalarına" yardımcı olmalıdır.
Zihinsel Sağlık Spektrumu
Zihinsel sağlık, "kriz" ve "optimal zihin" arasında bir spektrumdur. Çoğu pilot, bir kriz (örneğin depresyon) yaşamadıkça destek almaktan çekinir. Ancak "zihinsel performans eğitimi", tıpkı hafif bir fiziksel ağrıda dinlenmek veya ilaç almak gibi, kriz noktasına gelmeden aradaki boşluğu dolduran bir araçtır.
Sonuç olarak, pilotların güven eksikliği, odaklanma sorunu veya depresif hisler yaşaması insani ve normaldir. Önemli olan bu durumları saklamak değil, zihinsel araçlarla yöneterek uçuş emniyetini en üst seviyede tutmaktır.









Yorumlar