top of page

Z Kuşağını Saygısız Olmakla Etiketleme!


“Saygı yaşı büyük olana değil, hak edene gösterilir anne.” Oğlum Erkin (16 yaşında)


Y’ler sıralarını savdı, iki gözümün çiçeği Z’lerin var olma savaşı başladı. Gerçi buna savaş demek ne kadar doğru olur bilemiyorum. Çünkü bu savaşta görünür olan taraf saldıranlar. Saldırılan Z’ler ise kendilerine yakıştırılan davranış kalıpları ya da yapıştırılan etiketlerle pek ilgilenmiyorlar. Çünkü umurlarında değil, yani zekiler! Bundan birkaç sene öncesine kadar cansiperane savunduğum Y kuşağı da “büyümüş” olmalı ki onlar da Z’leri eleştirmek konusunda pek hevesliler. Ne diyelim… Aristo’nun laneti sürüyor demek ki.


Z’leri Y’lerden farklı kılan, farklı bir strateji ile ilerliyor olmaları. Bu stratejiyi önceden kurguladıklarını düşünmüyorum. Onlara bizzat bizim sunduğumuz eğitim sisteminden alabildikleriyle hareket ediyorlar. Y’ler kendilerini anlatmaya odaklanmışlardı, Z’ler ise yetişkinlere ayna tutmayı tercih ediyorlar. Bu yüzden yakıcı etkileri yüksek zaten. Etkiye tepki kanunu bu kuşak üzerinde çok iyi çalışıyor. Susmuyorlar, cevap veriyorlar, eleştiriyorlar ve neyse ki Y kuşağı mirası olan “neden?” sorusunu sormaya devam ediyorlar. Bunun sebebi çok açık; çünkü biz öyle bir kuşak hayal ettik, hayal etmekle kalmadık yarattık. Şimdi de kendi hayallerimizin ürünleriyle savaşıyoruz. Ne hayal ettiğine dikkat et gerçek olur demişler ya hani. İşte durum tam olarak bu.


Gelelim şu saygısızlık etiketine… Bunun sebebi Z kuşağının iletişim kurma biçimi. Biz, metinler yerine emojiler, gifler ve kısaltmalarla, yani görsel iletişim ile kendini ifade etmeyi öğrenen bir kuşakla karşı karşıyayız. Bu da onlarla aramızdaki engelin daha ziyade semantik olduğunu gösteriyor. Onların niyetleri ile bizim yorumlarımız arasında ciddi uyuşmazlıklar var. Söz gelimi, yazdığı e-postayı “slm” diye başlatan bir gencin niyeti saygısızlık etmek değil, aksine selamlaşmak. Ama biz biçimlere takılıyoruz ve anlamdan, niyetten kopuyoruz. Bu yorumumuzu onlarla paylaşma biçimimiz de yargılayıcı olursa ipler iyice geriliyor ve Z’ler yine onlara öğretildiği gibi tepki veriyorlar; “özsaygılarını ve özdeğerlerini” orataya koyarak… Bunu da alışık oldukları iletişim kalıbını kullanarak yaptıklarında, bizim kafamızdaki saygısızlık etiketi pekişiyor.


Bizler elbette tecrübelerimizi aktaracağız. Sonuçta insanlık geldiği noktaya bu metotla ulaştı. Ancak şunu da unutmayalım; bizim metotlarımızla, değerlerimizle geldiğimiz nokta bu. Bulunduğumuz ve gençleri maruz bıraktığımız noktadan memnun musunuz? Gençler farklı noktaları da görebiliyorlar internet sayesinde de o yüzden soruyorum. Bence bir öğrenme ortaklığı kontratı yapabiliriz gençlerimizle. Bizim hatalarımızın sonuçlarını onlar da yaşıyor çünkü, hem de hayatlarının baharında. Bizim tecrubelerimiz ile onların vizyonu el ele tutuşsa çok şahane olmaz mı? Onlarla el ele tutuşmak, kendi gençliğimize de selam çakmak değil mi? Zaten yaşamımız boyunca savaştık. Kimimiz savaştığı şeye dönüştü, kimimizse hayallerinin çıktılarıyla savaşır oldu. Yorulmadınız mı? El verelim işte birbirimize.


Ve çıkış noktamız şu olsun: Onlar saygısız değil, pratik.

97 görüntüleme3 yorum

3 Comments


Remzi Sönmez
Remzi Sönmez
May 04, 2023

Onlar bizi dinazor olarak görüyor biz onları çocuk olarak görüyoruz. Birbirimize hiç karışmasak daha olumlu olur bence. Tecrübe aktarımı dediğimiz öğüt verme, genellikle ters tepiyor. Hatırlayalım, sonradan keşke zamanında dinleseydim dediğimiz ne çok şey yaşadık. Ne yazıkki söylenenlerin doğru olduğunu o zaman da biliyorduk ama yine de uygulamadık. İnsan bizzat kendisinin elde etmediği şeylere fazlaca değer vermiyor. Bu nedenle çok yanlış bir yolda ilerlemedikleri sürece bırakalım kendi deneyimlerini yaşasınlar. Çok yanlış yol konusunda da biraz hoş görülü olalım.

Like

Mehmet Saraçoğlu
Mehmet Saraçoğlu
May 04, 2023

“Saygı yaşı büyük olana değil, hak edene gösterilir anne.” O zaman soru şu:" Hangi değerlere veya kriterlere göre saygı hak ediliyor?"...

Like
Replying to

evrensel ahlak değerlerine göre...

Like
bottom of page