Havacılık Emniyetinde CISM Süreçlerinin Yeniden İnşası
- Ayça Mumkule & Eray Beceren

- 1 gün önce
- 6 dakikada okunur

Havacılık sektörü, olağanüstü standartların, yüksek teknolojinin ve sıfır hata toleransının iç içe geçtiği, dünyanın en dinamik çalışma alanlarından biridir. Bu zorlu ekosistemin merkezinde ise şüphesiz insan faktörü yer almaktadır. Çalışanların ruhsal ve fiziksel sağlığı, doğrudan operasyonel emniyet (safety) ile bağlantılıdır. Özellikle kriz anlarında veya travmatik olaylar sonrasında personelin hızlı ve sağlıklı bir şekilde toparlanabilmesi için Kritik Olay Stres Yönetimi (Critical Incident Stress Management - CISM) programları hayati bir öneme sahiptir.
Bu yazı, İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Psikoloji Ana Bilim Dalı, Klinik Psikoloji Programı kapsamında Neris Başkan Tüzer (2024) tarafından hazırlanan "Havacılık Sektöründe İşe Bağlı Stres, İş Yaşam Kalitesi ve Psikolojik Destek Alma Tutumunun İncelenmesi" başlıklı ufuk açıcı yüksek lisans tezinin bulgularına dayanmaktadır. Başkan Tüzer’in (2024) sunduğu değerli veriler, havacılıkta CISM süreçlerinin nasıl daha kapsayıcı, destekleyici ve etkili hale getirilebileceği konusunda sektöre yapıcı ve geliştirici bir rehber niteliği taşımaktadır. Elde edilen bulgular, uçuş personelinin (kaptan pilotlar, yardımcı pilotlar, kabin amirleri ve kabin memurları) iç dünyasına ayna tutarak, CISM uygulamalarına çok daha önleyici (proaktif) ve empatik bir vizyon kazandırma potansiyeline sahiptir.
Havacılıkta CISM’in Temelleri ve İnsan Faktörü
Kritik olaylar; uçak kazaları, tehlikeli yakınlaşmalar (near miss), şiddetli türbülanslar veya yolcu tahliyesi gibi, bireyin başa çıkma mekanizmalarını aşan ve alışılmadık derecede güçlü duygusal tepkilere yol açan durumlardır (EUROCONTROL, 2008). CISM, temeli Dr. Jeffrey Mitchell tarafından atılan ve havacılık sektöründe personelin bu tür olayların ardından Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD) yaşamasını önlemek, normal işlevlerine dönmelerini sağlamak amacıyla kullanılan yapılandırılmış bir destek programıdır (Baumgartner, 2004).
CISM bir psikoterapi değildir; aksine, olayın hemen ardından sunulan bir "psikolojik ilk yardım" niteliği taşır (SEPLA, 2016). Ancak bir CISM müdahalesinin başarılı olabilmesi için, müdahale edilen personelin genel stres yükünün, iş yaşam kalitesinin ve yardıma açık olma durumunun çok iyi analiz edilmesi gerekir. İşte tam bu noktada, Başkan Tüzer’in (2024) verileri, CISM koordinatörlerine ve havacılık yöneticilerine emsalsiz bir yol haritası sunmaktadır.
1. "Gizli Bagaj" Olarak İşe Bağlı Stres ve CISM Öncesi Durum Tespiti
CISM müdahaleleri genellikle kriz sonrasına (reaktif) odaklansa da, personelin kriz anında verdiği tepki, kriz öncesindeki birikmiş stresiyle doğrudan ilişkilidir. Başkan Tüzer (2024), çalışmasında işe bağlı stresin; düzensiz uyku, uzun çalışma saatleri, aile ayrılığı ve yüksek performans beklentisi gibi faktörlerle sürekli olarak tetiklendiğini ortaya koymuştur. Veriler, yardımcı pilotların (First Officer) ve kaptan pilotların mesleki gelişim, iş yükü ve karar verme baskısı altında farklı stres düzeyleri deneyimlediğini göstermektedir.
Başkan Tüzer’in (2024) araştırmasına göre, havacılık sektörü çalışanlarının %30,1'i daha önce psikolojik destek alma ihtiyacı hissettiğini belirtmesine rağmen, fiilen destek alanların oranı yalnızca %7,9'da kalmıştır. Bu devasa uçurum, personelin günlük operasyonlarını içsel bir stres yüküyle, tabiri caizse bir "gizli bagajla" sürdürdüğünü göstermektedir.
CISM'e Katkısı: Bu veri, CISM eğitimlerinde ve Defusing (Olay sonrası ilk rahatlatma) oturumlarında müdahale ekiplerinin (akranların) çok daha geniş bir perspektife sahip olması gerektiğini vurgular. Bir kriz sonrasında personelin gösterdiği bilişsel (karar verememe, dikkat dağınıklığı) veya duygusal (öfke, suçluluk) reaksiyonlar, sadece o anki olayın değil, birikmiş iş stresinin de bir patlaması olabilir. CISM programları, uçuş ekibinin kronik stres seviyelerini düşürmeye yönelik önleyici (proaktif) refah (wellbeing) eğitimleriyle entegre edilmelidir.
2. Psikolojik Destek Almada "Sosyal Damgalanma" (Stigma) Bariyerinin Aşılması
Havacılık endüstrisinde kusursuzluk bir norm olarak kabul edilir. Bu durum, personelin hata yapma korkusunu artırırken, "zayıflık" olarak algılanabilecek psikolojik yardımlardan kaçınmalarına neden olur.
Başkan Tüzer’in (2024) araştırmasındaki en çarpıcı bulgulardan biri şudur: Katılımcıların %55,8'i, havacılık sektöründe çalışmıyor olsalardı psikolojik destek almayı düşüneceklerini ifade etmiştir. Başka bir deyişle, yardımdan kaçınmanın temel nedeni kişisel bir direnç değil, tamamen sektörel beklentiler, lisans kaybetme korkusu ve sosyal damgalanma (stigma) endişesidir.
Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL, 2015), CISM'in başarısının büyük ölçüde gizlilik ve güven ortamına bağlı olduğunu belirtir. Başkan Tüzer'in (2024) tespit ettiği bu sektörel damgalanma korkusu, CISM uygulamalarının temel prensiplerinden olan "gizlilik (confidentiality)" ilkesinin neden tavizsiz bir şekilde uygulanması gerektiğini bilimsel olarak kanıtlamaktadır.
CISM'e Katkısı: Bu veriler ışığında, havayolu şirketlerinin insan kaynakları ve uçuş işletme departmanları, CISM sisteminin tıbbi/cezai süreçlerden tamamen bağımsız, güvenli bir sığınak olduğunu personele çok daha net bir şekilde anlatmalıdır. Personelin, bir CISM görüşmesine katıldığında lisansının veya uçuş görevlerinin tehlikeye girmeyeceğini bilmesi gerekir. Başkan Tüzer’in (2024) vurguladığı damgalanma korkusu, ancak üst yönetimin CISM'i tam desteklemesi ve Psikolojik Güvenlik (Psychological Safety) kültürünü şirket içinde tesis etmesiyle aşılabilir. Yönetim, psikolojik desteğin bir "zayıflık" değil, yüksek operasyonel emniyet için bir "gereklilik" olduğu mesajını vermelidir.
3. Akran Destek (Peer Support) Programlarının Dönüştürücü Gücü ve İyileştirme Fırsatları
Havacılık profesyonelleri kendilerini özel bir grubun parçası olarak görürler ve kendi dünyalarının dinamiklerini tam olarak anlayamayacağını düşündükleri dışarıdan uzmanlara (psikolog veya psikiyatrist) karşı doğal bir savunma kalkanı geliştirirler (TALPA, 2016). Bu nedenle CISM programlarının kalbinde "Akran Desteği (Peer-to-Peer)" yatar.
Başkan Tüzer’in (2024) araştırmasına katılan uçuş personelinin %54,1'i çalıştıkları şirkette bir Akran Destek Programı (PAPS vb.) olduğunu belirtmiştir. Ancak bu programdan fiilen yararlandığını söyleyenlerin oranı sadece %8,1'dir. Daha da önemlisi, programdan yararlananların yalnızca küçük bir kısmı bu sistemin kendilerine psikolojik bir fayda sağladığını hissetmiştir. Veriler, akran destek programlarından yararlanan katılımcıların işi kontrol edebilme hislerinin düşük ve iş yaşamındaki streslerinin yüksek olduğunu göstermiştir (Başkan Tüzer, 2024).
CISM'e Katkısı: Bu sonuç, mevcut akran destek mekanizmalarının varlığının tek başına yeterli olmadığını; bu sistemlerin niteliğinin, ulaşılabilirliğinin ve verimliliğinin acilen gözden geçirilmesi gerektiğini gösterir. CISM kapsamında görev yapacak akranların (Kaptanlar, yardımcı pilotlar, kabin amirleri), yalnızca iyi dinleyiciler arasından değil, aynı zamanda yapılandırılmış stres müdahale teknikleri (örneğin; SAFER-R modeli) konusunda çok yoğun ve sürekli eğitim alan kişiler arasından seçilmesi elzemdir (EUROCONTROL, 2008).
Başkan Tüzer’in (2024) verileri, mevcut programların personeli yeterince rahatlatamadığını ima etmektedir. Bu doğrultuda, CISM Akranları düzenli olarak Ruh Sağlığı Uzmanları (MHP) tarafından süpervizyona tabi tutulmalı, akranların kendi tükenmişlikleri engellenmeli ve sunulan desteğin kalitesi artırılmalıdır. Akran desteğinin işe yaradığını gören uçuş personelinin kuruma olan aidiyeti artacak ve genel emniyet kültürü güçlenecektir.
4. Demografik Farklılıkların Müdahale Süreçlerine Entegrasyonu
Çalışma, medeni durum, yaş, cinsiyet ve mesleki tecrübe gibi demografik faktörlerin iş yaşam kalitesi ve psikolojik destek alma eğilimleri üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin, erkeklerin kadınlara kıyasla iş yaşam kalitesi ve genel iyi olma hali daha yüksek çıkarken; kadın katılımcıların psikolojik yardım alma nedeniyle yaşadıkları sosyal damgalanma kaygısının daha belirgin olduğu saptanmıştır. Benzer şekilde, kaptan pilotların iş yaşam kalitesi ve iş tatmini, yardımcı pilotlara veya kabin memurlarına göre daha yüksek bulunmuştur (Başkan Tüzer, 2024).
CISM'e Katkısı: Standart, herkese aynı kalıpta uygulanan bir CISM müdahalesi yerine, hedef kitleye özelleştirilmiş müdahaleler geliştirilmelidir. Örneğin:
Bir kriz veya kaza sonrasında, daha yüksek sosyal damgalanma korkusu yaşayan genç uçuş ekiplerine (örneğin kabin memurları veya yeni yardımcı pilotlar) yaklaşırken, akranların çok daha hassas, yargısız ve kapsayıcı bir dil kullanması gerekir.
CISM ekipleri oluşturulurken, kokpit (Kaptan/Yardımcı Pilot) ve kabin (Amir/Memur) arasındaki dinamik hiyerarşi (Güç Mesafesi) dikkate alınmalıdır. Bir yardımcı pilotun kriz sonrası görüşmesini, kendisine not verebilecek bir kaptan pilotla değil, kendi kıdemindeki veya kendini daha rahat hissedeceği başka bir akranıyla yapması, müdahalenin başarısını doğrudan artıracaktır.
5. Aile - İş Yaşam Dengesi ve Kritik Olay Sonrası Toparlanma
Havacılığın 7/24 kesintisiz devam eden doğası, düzensiz vardiyalar ve evden uzun süreli uzak kalma zorunluluğu, "Aile-İş Yaşam Dengesini" sarsan en büyük faktörlerdir.
Başkan Tüzer’in (2024) araştırmasında bekar katılımcıların iş yükünün evlilere kıyasla farklı algılandığı, boşanmış bireylerin ise sosyal destek ihtiyaçlarının daha belirgin olduğu gözlemlenmiştir.

CISM'e Katkısı: Bir kritik olay yaşandığında (örneğin havada yaşanan ağır bir türbülans veya acil iniş), travmanın etkileri sadece uçak içinde kalmaz; personelin evine, ailesine de yansır. CISM (Debriefing) oturumlarında koordinatörler, personelin aile içi destek mekanizmalarının ne durumda olduğunu analiz etmelidir. CISM protokolleri, ihtiyaç duyulduğunda personelin sadece kendisine değil, dolaylı olarak travmadan etkilenen aile bireylerine yönelik bilgilendirme ve destek sağlama (referral) stratejilerini de içermelidir. Aile-iş yaşam dengesi halihazırda zayıf olan bir uçuş personelinin kritik olay sonrası toparlanma süreci daha uzun olacaktır; CISM takip (follow-up) mekanizmaları bu veriler ışığında kişiselleştirilmelidir.
Sonuç ve Havacılık Yönetimi İçin Gelecek Perspektifi
Neris Başkan Tüzer’in (2024) titizlikle hazırladığı tez çalışması, Türk Sivil Havacılığı için yalnızca bir akademik araştırma değil, aynı zamanda çalışma kültürünü iyileştirmeye yönelik güçlü bir eylem çağrısıdır. Araştırmada elde edilen veriler, uçuş personelinin yüksek iş yükü ve stres altında sessiz bir mücadele verdiğini, psikolojik destek mekanizmalarına ihtiyaç duymalarına rağmen sektörel "damgalanma" korkusuyla bu ihtiyaçlarını bastırdıklarını net bir şekilde kanıtlamaktadır.

Havacılıkta emniyet (safety) sadece teknik bakımla veya modern uçaklarla sağlanamaz; uçuş emniyetinin nihai kalesi, o uçakları uçuran ve yolcuları güvende tutan personelin berrak, odaklanmış ve sağlıklı zihnidir. Bu doğrultuda, CISM programları, şirketlerin yalnızca bir kazadan sonra raftan indirecekleri bir kriz kılavuzu olmaktan çıkarılmalıdır. Başkan Tüzer’in (2024) verileri ışığında CISM;
Düzenli eğitimlerle personelin stresle başa çıkma (coping) kapasitesini artıran,
Akran destek süreçlerini nitelikli, güvenilir ve gerçekten fayda sağlayan bir yapıya kavuşturan,
Psikolojik destek almayı bir kariyer riski olmaktan çıkarıp, profesyonel gelişimin bir parçası (Psikolojik Güvenlik) haline getiren bütüncül bir sisteme dönüştürülmelidir.
Unutulmamalıdır ki, psikolojik sağlığı desteklenen, dinlenen ve anlaşıldığını hisseden bir uçuş ekibi, gökyüzündeki en güçlü ve en emniyetli ekiptir. Başkan Tüzer'in (2024) ortaya koyduğu bu değerli resim, yöneticilere, insan kaynakları profesyonellerine ve havacılık otoritelerine daha aydınlık, daha sağlıklı ve emniyetli bir geleceğin kapılarını açma fırsatı sunmaktadır. Bu fırsatı değerlendirmek, sadece uçuş emniyetine değil, insana yapılan en büyük yatırımdır.
Kaynakça
Başkan Tüzer, N. (2024). Havacılık sektöründe işe bağlı stres, iş yaşam kalitesi ve psikolojik destek alma tutumunun incelenmesi (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Psikoloji Ana Bilim Dalı, Klinik Psikoloji Programı, İstanbul.
Baumgartner, M. (2004). Critical Incident Stress Management in Air Traffic Control. EUROCONTROL (Proje SAF-D-E3-0000).
EUROCONTROL. (2008). Critical Incident Stress Management: User Implementation Guidelines (Edition 2.0). European Air Traffic Management.
Mitchell, J. T., & Everly, G. S. (2001). Critical Incident Stress Debriefing: An Operations Manual for CISD, Defusing and Other Group Crisis Intervention Services (3rd Ed.). Chevron Publishing.
SEPLA (2016). CIRP-CISP: How does the CISM work? (Casablanca, October 15, 2016 Presentation). Sindicato Español de Pilotos de Líneas Aéreas.







Yorumlar