top of page

Pilotların Ruh Sağlığı Desteğinde "Dijital Sırdaş" İhtiyacı

Sivil havacılık sektörü, dışarıdan bakıldığında kusursuz işleyen, büyüleyici ve son derece prestijli bir dünya olarak görünür. Ancak bu devasa ekosistemin merkezinde yer alan pilotlar, kapalı kokpit kapılarının ardında eşine az rastlanır bir mesleki baskıyla mücadele ederler. Havacılık, doğası gereği "emniyet açısından kritik" bir sektördür. Bu durum, uçuş ekiplerinin sadece fiziksel olarak değil, bilişsel ve psikolojik olarak da sürekli zirvede olmalarını gerektirir. Peki, bu ağır yükü taşıyan profesyoneller kendi ruh sağlıkları söz konusu olduğunda neden sessiz kalmayı tercih ediyorlar? Ve son yıllarda hayatımıza hızla giren Yapay Zeka (AI), bu sessizlik sarmalını kıracak güvenilir bir "sırdaş" olabilir mi?


Bu yazıda, Nisan 2026'da Barselona'da düzenlenecek olan prestijli 2026 CHI İnsan Bilgisayar Etkileşimi Konferansı'nda (ACM CHI Conference) sunulacak olan ufuk açıcı bir makaleyi temel alıyoruz. Washington Üniversitesi ve Melbourne Üniversitesi'nden araştırmacılar Dina Kaur Chawla, Yihao Zheng, Sofia Larson, Hajra Lat, Selah Key ve Dr. Kimberly Perkins tarafından kaleme alınan "Understanding Pilots’ Perceptions of AI-Mediated Mental Health Support in Aviation: A Socio-Technical Framework" başlıklı bu araştırma, sektördeki en büyük tabularından birine ışık tutuyor. Havayolu pilotu ve araştırmacı Dr. Kimberly Perkins'in de LinkedIn üzerinden baş yazar Dina Kaur Chawla'nın olağanüstü liderliğini överek duyurduğu bu çalışma, havacılıkta insan faktörleri ve yapay zeka kesişiminde geleceğin nasıl şekilleneceğini gözler önüne seriyor.

Bu yazıda, araştırmanın sunduğu çarpıcı bulgular eşliğinde; pilotların ruh sağlığına bakış açısını, sistemin yarattığı korku kültürünü, yapay zekanın bu alandaki potansiyelini ve emniyeti artırmak için hem bireysel hem de kurumsal düzeyde atılması gereken adımları inceleyeceğiz.


Görünmez Yük: Havacılıkta Ruh Sağlığı Neden Konuşulamıyor?

Ticari pilotlar; düzensiz çalışma saatleri, sirkadiyen ritim bozuklukları (jet lag), kümülatif yorgunluk ve yüksek sorumluluk gerektiren karar alma süreçleri gibi yoğun mesleki stres faktörlerine sürekli maruz kalırlar. Yapılan önceki araştırmalar, pilotlar arasında depresyon, anksiyete ve psikolojik sıkıntı oranlarının genel nüfusa kıyasla çok daha yüksek olduğunu kanıtlamıştır. Ancak ortada büyük bir çelişki vardır: Bu kadar yüksek strese rağmen, pilotlar arasında ruh sağlığı sorunları neredeyse hiç rapor edilmemektedir.

Bunun nedeni pilotların sorun yaşamaması değil, sorunlarını dile getirmelerinin kariyerleri açısından bir "intihar" anlamına gelebileceği korkusudur. Araştırmaya katılan pilotlarla yapılan mülakatlar, sorunun kökenini çok net bir şekilde ortaya koymaktadır: Damgalanma korkusu, kariyer sonuçları ve havacılık tıbbı raporlama sistemlerinin gizliliğine duyulan güvensizlik.


Amerika Birleşik Devletleri gibi sıkı denetim mekanizmalarına sahip bölgelerde, en ufak bir psikolojik semptomun açıklanması bile pilotun tıbbi sertifikasının askıya alınmasına veya aylar sürecek yorucu tıbbi incelemelere yol açabilmektedir. Bu acımasız sistem, pilotları profesyonel yardım almayı ertelemeye, teşhis konmasından kaçınmaya ve kendi kendilerine buldukları gayri resmi başa çıkma stratejilerine güvenmeye itmektedir.


Düzenlenmiş Bir Mesleki Risk Olarak "Ruh Sağlığı"

Söz konusu araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, pilotların ruh sağlığını kişisel bir sorundan ziyade "regulated professional risk" olarak görmeleridir. Pilotlar için tıbbi sertifika, sadece bir sağlık belgesi değil, kimliklerinin ve geçim kaynaklarının temelidir.


Araştırmaya katılan bir pilot durumu şu vurucu sözlerle özetliyor: "Her şey tek bir lisansa bağlı. Sağlığınız lisansınızın bir parçası. Lisansınız ise sizin yaşama biçiminiz, statünüz, geleceğiniz, her şeyiniz." Bu bakış açısına göre, bir psikoloğa gitmek veya destek istemek; resmi kayıtlara geçecek, yöneticilerin veya düzenleyicilerin önüne çıkacak ve "kariyer bitirici" olabilecek bir mayın tarlasına adım atmak demektir.


İlginç bir şekilde, araştırmada bölgesel kültürlerin ve düzenlemelerin etkileri de gözlemlenmiştir. ABD'li pilotlar tıbbi kayıtların kalıcılığı ve gelecekte nasıl yorumlanacağı konusunda büyük bir belirsizlik ve korku yaşarken; Avrupalı pilotlar ruh sağlığı desteği almanın kendi kültürlerinde çok daha normalleşmiş bir durum olduğunu ifade etmişlerdir. Bir Avrupalı pilot durumu şöyle açıklamıştır: "ABD'de pilotlar ruh sağlığı desteği almaktan korkuyorlar. Benim için, bir Avrupalı olarak, bir psikoloğa gitmek son derece normal."


Kurumsal Görünürlükten Kaçış: "Teşhis İstemiyorum, Nakit Ödeyeceğim"

Resmi kayıtlara geçme korkusu, pilotları sistemin etrafından dolaşmaya yöneltmektedir. Çalışmadaki pilotların birçoğu, kayıt zincirine girmemek için bilinçli olarak çaba sarf ettiklerini belirtmiştir. Bir pilotun şu sözleri, yaşanan çaresizliği ve güvensizliği net bir şekilde göstermektedir: "Bana teşhis koyamazsınız. Bana hiçbir şekilde teşhis koyamazsınız. Cebimden nakit ödeyeceğim... çünkü teşhis olmadan sigortaya başvuru yapamazsınız."


Pilotlar, şirket tarafından sağlanan psikolojik destek araçlarına veya uygulamalara da büyük bir şüpheyle yaklaşmaktadır. Bilgilerin yönetime veya düzenleyici kurumlara sızabileceği endişesi (kurumsal görünürlük), bu sistemlerin kullanımını engellemektedir. Bunun yerine pilotlar, egzersiz yapmak veya dini pratiklere yönelmek gibi kişisel yöntemleri tercih etmektedir. Ancak madalyonun karanlık bir yüzü daha vardır: Alkol kullanımı. Bir katılımcı, stresle başa çıkmak için havacılıkta gayri resmi olarak normalize edilmiş olan "Bar" kültüründen bahsederek, resmi destekten kaçan personelin nasıl sağlıksız yöntemlere yönelebildiğini gözler önüne sermiştir. Birçok pilot, psikolojik baskıya rağmen sadece lisansını koruyabilmek için hislerini bastırıp uçmaya devam ettiğini itiraf etmiştir.


Yapay Zeka (AI) Bu Denklemin Neresinde Yer Alabilir?

Son yıllarda ChatGPT, Copilot ve Gemini gibi Üretken Yapay Zeka (Generative AI) araçlarının hayatımıza girmesiyle birlikte, bu teknolojilerin ruh sağlığı alanında (özellikle hafif veya klinik altı semptomların yönetiminde) destekleyici bir araç olarak kullanılabileceği tartışılmaya başlanmıştır. Havacılık gibi damgalanmanın yüksek olduğu sektörlerde, yargılamayan, dedikodu yapmayan ve istendiğinde kapatılabilen bir dijital asistan fikri kulağa oldukça cazip gelmektedir.

Araştırmaya katılan pilotların neredeyse tamamı günlük işleri (e-posta yazmak, kontrol listesi hazırlamak) için yapay zekayı halihazırda kullanmaktadır. Peki, ruh sağlığı söz konusu olduğunda yapay zekaya güveniyorlar mı?

Cevap: Şartlı bir evet. Pilotlar, yapay zekayı otoriter bir "teşhis koyucu" olarak değil; kendi zihinsel durumlarını anlamlandırmalarına yardımcı olan, yansıtıcı (reflective) ve sınırları çizilmiş bir "sırdaş" olarak görmektedirler. Örneğin bir pilot, yapay zekanın yorgunluk, iş yükü ve stresi analiz edip kendisine "yeşil, sarı, kırmızı" gibi yönlendirici tavsiyeler vermesini faydalı bulduğunu belirtmiştir. Pilotlar, karar verme yetkisinin tamamen kendilerinde kaldığı, yapay zekanın sadece "tavsiye verdiği" (advisory) sistemleri memnuniyetle karşılayabileceklerini ifade etmişlerdir.


Kritik Çizgi: Dijital Ayak İzi Korkusu

Pilotların yapay zeka destekli ruh sağlığı araçlarına karşı en büyük korkusu ise yine "kurumsal görünürlük" ve "gözetim"dir. Katılımcılar, "Şirkete haber verecekler mi? ... Söylediklerimin bana karşı kullanılmasını istemiyorum," diyerek, şirket veya sivil havacılık otoritelerinin sistemlerine entegre edilmiş bir yapay zekayı kesinlikle reddetmektedirler. Zorunlu kılınan veya kurum sunucularında kayıt tutan hiçbir AI aracının pilotlar tarafından benimsenmeyeceği açıktır. Yapay zeka ancak ve ancak, kurumun veya düzenleyici otoritenin ulaşamayacağı kadar özel ve gönüllü bir alan yaratabildiği sürece faydalı bir ruh sağlığı aracı olabilir.


Çözüm Modeli: Sosyo-Teknik Çerçeve

Araştırmacılar, pilotların yapay zekaya yönelik bu hassas algısını açıklamak için "Sosyo-Teknik Çerçeve" adını verdikleri iç içe geçmiş katmanlardan oluşan bir model geliştirmişlerdir (Şekil 1):

  1. En Dış Katman (Düzenleyici ve Lisanslama Kısıtlamaları): Devlet otoriteleri ve havacılık kuralları. Burada görünürlük ve kariyer riski en üst düzeydedir.

  2. Kurumsal ve İstihdam Sistemleri: Havayolu şirketinin kuralları ve yönetim baskısı.

  3. Operasyonel ve Performans Talepleri: Uçuşun kendisi, yorgunluk, stres ve mesleki zorlukların yaşandığı alan.

  4. En İç Katman (Kişisel Yaşam ve Kimlik): Kurumsal gözetimden tamamen uzak, özel ve kişinin kendi yönlendirdiği alan.


Makalenin temel tezi şudur: Emniyetli ve güvenilir bir Yapay Zeka destekli ruh sağlığı aracı; asla dış katmanlara (şirket veya otorite sistemlerine) entegre edilmemelidir. Bunun yerine, "Operasyonel Talepler" ile "Kişisel Yaşam" arasındaki tam o ince sınırda, tamamen pilotun kontrolünde olan, "Güvene Dayalı Bir Sınır" içerisinde çalışmalıdır. AI, kurumsal bir gözetleme kamerası değil, kişisel bir farkındalık aynası olmak zorundadır.


Gelişim Alanları: Emniyeti ve Ruh Sağlığını Artırmak İçin Bireysel ve Kurumsal Öneriler

Bu kritik araştırma, sivil havacılık emniyetini artırmak ve pilotların ruh sağlığını korumak için sistemin baştan aşağıya gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Pilotların sessizliğini teknoloji ile kırmak mümkündür ancak bunun için doğru stratejiler izlenmelidir. Makalenin bulguları ışığında şekillenen bireysel ve kurumsal öneriler aşağıda sıralanmıştır:


Kurumsal Öneriler (Havayolu Şirketleri, Otoriteler)

  1. Cezalandırıcı Değil, Destekleyici Politikalar Geliştirin: Havacılık otoriteleri (FAA, EASA, vb.) ve şirketler, pilotların yardım arayışını anında "uçuştan men" sebebi sayan arkaik ve katı sistemleri esnetmelidir. Hafif veya önleyici psikolojik destek arayışları, lisans iptali tehdidi olmadan yönetilebilmelidir. Aksi takdirde, sorunlar gizlenmeye devam edecek ve kokpitte saatli bombalara dönüşerek gerçek emniyet riskleri yaratacaktır.

  2. Yapay Zeka Araçlarında "Sıfır Kurumsal Görünürlük" Sağlayın: Havayolu şirketleri çalışanları için AI tabanlı ruh sağlığı veya yorgunluk takip uygulamaları sunacaksa, bu uygulamalar havayolunun İnsan Kaynakları veya uçuş operasyon departmanlarından tamamen izole (bağımsız sunucularda) çalışmalıdır. Personel, bu uygulamaya girdiği hiçbir verinin işvereniyle paylaşılmayacağına dair hukuki ve teknik garantilere sahip olmalıdır.

  3. Sendika ve Akran Destek Ağlarını (Peer Support) Güçlendirin: Pilotların en güvendiği yapıların, şirket sistemlerinin dışında kalan "Profesyonel Standartlar" gibi meslektaş destek grupları olduğu görülmüştür. Şirketler, bu bağımsız ağları finanse etmeli, ancak işleyişlerine ve veri tutma süreçlerine kesinlikle müdahale etmemelidir. AI destekli danışmanlık araçları, bu akran destek ağlarının bir parçası olarak pilotlara sunulabilir.

  4. "Kayıtsızlık" Yanılgısına Düşmeyin: Şirketinizdeki psikolojik destek veya raporlama sistemleri kullanılmıyorsa, bu durum pilotlarınızın çok sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bu, personelin sisteme güvenmediğinin ve verilerin aleyhlerine kullanılacağından korktuklarının en büyük kanıtıdır. Güveni inşa etmek için şeffaflık şarttır.


Bireysel Öneriler (Pilotlar ve Uçuş Ekibi İçin)

  1. AI Araçlarını Birer "Ayna" Olarak Kullanın: ChatGPT veya diğer güvenilir yapay zeka asistanlarını (veri gizliliği ayarlarını kapatarak/anonim şekilde) kendi duygu durumunuzu yansıtmak, yorgunluk seviyelerinizi analiz etmek ve stres faktörlerinizi kategorize etmek için bir başlangıç noktası olarak kullanabilirsiniz. Bu sistemler teşhis koyamaz, ancak zihinsel "kırmızı çizgilerinize" yaklaşıp yaklaşmadığınız konusunda size objektif bir geri bildirim sağlayabilir.

  2. Sağlıksız Başa Çıkma Mekanizmalarının Farkına Varın: Günü kurtarmak ve lisansı korumak adına sorunları halının altına süpürmek, uzun vadede hem sağlığınıza hem de uçuş emniyetine büyük zarar verir. Alkol kullanımı veya mesleki sorunları izole etme ("The Pub" kültürü) gibi geçici rahatlama yöntemleri yerine, anonimliğinizi koruyabileceğiniz sağlıklı deşarj yöntemleri (spor, bağımsız uzman desteği, güvendiğiniz akran ağları) geliştirin.

  3. Kişisel Verilerinizin Kontrolünü Elinizde Tutun: Şirketiniz veya bir üçüncü taraf size bir "sağlık/uyku/ruh hali takip uygulaması" indirmeyi teklif ettiğinde, uygulamanın gizlilik sözleşmesini dikkatle okuyun. Verilerin şirket yönetimi veya sigorta şirketleriyle paylaşılıp paylaşılmadığını sorgulayın. Sadece güvendiğiniz ve verilerinizin size ait olduğu araçları kullanın.

  4. Destek İstemek Emniyetin Bir Parçasıdır: Havacılığın temel kuralı her zaman "Önce Emniyet"tir. CRM (Ekip Kaynak Yönetimi) prensiplerinin sadece teknik arızalar için değil, insanın kendi içsel sınırları için de geçerli olduğunu unutmayın. "Emniyet", mükemmel görünmek demek değildir; sınırlarını bilmek ve gerektiğinde dur diyebilmek demektir.


Sonuç Olarak: Güven Yoksa, Teknoloji de Yoktur

Ticari pilotların ruh sağlığı, havacılık emniyetinin en temel ancak en çok görmezden gelinen yapı taşıdır. Dr. Kimberly Perkins ve araştırma ekibinin ortaya koyduğu üzere; Yapay Zeka, yargılamayan, dedikodu yapmayan ve kariyerleri riske atmayan bir doğaya sahip olmasıyla pilotlar için devrim niteliğinde bir destek aracı olma potansiyeline sahiptir. Pilotlar, kendi düşüncelerini toparlamak, zihinsel durumlarını değerlendirmek ve stresi yönetmek için bir makine ile konuşmaya sıcak bakmaktadırlar.

Ancak teknolojinin gücü, sistemin yarattığı korkuyu tek başına yenemez. Eğer havacılık endüstrisi, üretken yapay zeka araçlarını personeli gözetlemek, fişlemek veya "sorunlu" olanları ayıklamak için sisteme entegre etmeye kalkarsa, bu inovasyon daha başlamadan ölmeye mahkumdur.

Uçuş emniyetini artırmanın yolu; pilotlardan sorunsuz makineler olmalarını beklemekten değil, onların insan olduklarını kabul etmekten geçer. Sektör, pilotlara lisanslarını kaybetme korkusu yaşatmadan, gizlilik içinde destek alabilecekleri, "güvenle sınırlandırılmış" dijital ve insani alanlar yaratmak zorundadır. Çünkü gökyüzündeki milyonlarca yolcunun emniyeti, kokpitte oturan o iki insanın zihinsel huzuruna ve kendilerini ne kadar "güvende" hissettiklerine doğrudan bağlıdır.


Kaynaklar:

  • Chawla, D. K., Zheng, Y., Larson, S., Lat, H., Key, S., & Perkins, K. (2026). Understanding Pilots’ Perceptions of AI-Mediated Mental Health Support in Aviation: A Socio-Technical Framework. Extended Abstracts of the 2026 CHI Conference on Human Factors in Computing Systems (CHI EA ’26), April 13–17, 2026, Barcelona, Spain. ACM.

  • Perkins, K. (2026). LinkedIn Gönderisi: Dina Kaur Chawla'nın ACM CHI Konferansı yayını üzerine tebrik mesajı ve araştırmanın duyurusu.

Yorumlar


  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Instagram
  • YouTube

©2021, Anahtar Eğitim

bottom of page