Recurrent Eğitimlerinde Performans Baskısının Öğrenme Üzerindeki Etkileri
- Eray Beceren

- 54 dakika önce
- 5 dakikada okunur

Havayolu pilotlarının uçuş becerilerini korumaları, geliştirmeleri ve yeni sistemlere entegre olabilmeleri amacıyla düzenli olarak tazeleme eğitimlerine (recurrent training) katılmaları zorunludur. Bu eğitimlerin temel amacı, havacılık operasyonlarında en üst düzeyde uçuş emniyeti standartlarını sürdürmektir. Geleneksel tazeleme eğitimleri tarihsel olarak görev odaklı bir yaklaşımla yürütülmüş ve Standart Operasyon Prosedürlerine (SOP) sıkı sıkıya bağlı kalmayı vurgulamıştır.
SOP'lerin uygulanması, nesnel olarak doğru cevapların ve belirli standartların olduğu rutin durumlarda son derece etkili olsa da, havacılığın doğasında var olan karmaşık, öngörülemeyen ve daha önce karşılaşılmamış acil durumlarda pilotların problem çözme yeteneklerini sınırlayabilmektedir. Günümüzde otomasyon sistemlerinin (örneğin otopilot mantığının) öğrenilmesinde, pilotların sistemle etkileşime girerek araştırıcı (exploratory) bir şekilde öğrenmelerine izin verilmesinin çok daha verimli olduğu saptanmıştır.
Eğitim süreçlerinde pilotların sürekli olarak izlenmesi, değerlendirilmesi ve performanslarına dayalı olarak belirli sonuçlarla (örneğin eğitim süresinin uzaması veya başarısızlık) karşılaşma ihtimalleri, pilotlar üzerinde bir "performans baskısı" (performance pressure) yaratmaktadır.
Performans Baskısı ve Öğrenme Arasındaki İlişki
Performans baskısının öğrenme ve görev ifası üzerindeki etkilerine dair literatürde farklı bulgular yer almaktadır. Yüksek performans için yüksek ödül beklentisinin işe yönelik içsel ilgiyi ve kararlılığı artırdığı bilinirken, manuel iniş görevlerinde baskının kaygıyı artırdığı ancak genel performansı düşürmediği gözlemlenmiştir. Öte yandan, bazı uyarıcı-tepki görevlerinde baskının performansa zarar verdiği ve bilimsel içeriklerin uzun vadeli hafızada tutulmasını olumsuz etkilediği de saptanmıştır.
Bu çelişkili bulgular ışığında, Sepulcri ve arkadaşları (2025), performans baskısının pilotları araştırıcı davranmaktan alıkoyacağı, SOP'lere sığınmaya iteceği ve sonuç olarak eğitimin kalitesini düşüreceği hipotezini test etmek üzere kapsamlı bir simülatör deneyi tasarlamışlardır.
Araştırma Metodolojisi ve Simülatör Senaryoları
Araştırma, büyük çok motorlu uçaklar için tip intibakı (type rating) ve Havayolu Nakliye Pilotu Lisansına (ATPL) sahip 17 ticari pilotun katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Pilotlar, daha önce deneyimlemedikleri Garmin G1000 aviyonik sistemi ve GFC700 otopilotunu simüle eden Piper PA-34 Seneca III uçak modelinde eğitime alınmıştır. Deneyler, Delft Teknoloji Üniversitesi'nin SIMONA Araştırma Simülatöründe (SRS) yapılmıştır.
Pilotlar "düşük baskı" ve "yüksek baskı" olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Eğitim öncesi katılımcılara otopilot sisteminin temel çalışma prensipleri ve modları aktarılmış (Dikey modlar: Pitch hold, Altitude hold, Vertical speed, Flight level change, VNAV; Yatay modlar: Roll hold, Heading select, VOR, GPS), sistemin geri kalan derinlemesine kullanımını kendilerinin keşfetmesi istenmiştir. Eğitimlerde öğrenmeyi teşvik etmek amacıyla pilotlara her zaman "en yüksek otomasyon modunu" kullanmaları talimatı verilmiştir.
Performans Baskısı Manipülasyonu
Yüksek baskı grubundaki pilotlar; uçuş emniyeti standartları çerçevesinde sürekli izlendikleri, tüm verilerinin kaydedildiği ve gösterdikleri performansa bağlı olarak yapacakları eğitim senaryosu sayısının artabileceği yönünde uyarılmışlardır. Bu grubun önüne önce "Eğitim", ardından "Ekstra" yazılı dosyalar konularak zihinsel baskı ve kaygı durumları bilinçli olarak artırılmıştır. Düşük baskı grubuna ise süreç daha standart ve rahat bir çerçevede sunulmuştur.
Eğitim ve Test Senaryoları

Kanıta Dayalı Eğitim (Evidence-Based Training - EBT) prensiplerine uygun olarak hazırlanan senaryolarda "manuel uçuş" hiçbir zaman optimal çözüm olarak belirlenmemiştir. Amaç, pilotun otomasyonu anlaması ve arıza anında otopilotu tamamen devreden çıkarmak yerine, bir alt otomasyon moduna geçerek süreci yönetebilmesidir.
Dikey Mod Eğitim ve Testleri: Eğitim sırasında 2.000 fitten 6.000 fite tırmanışta pitot tüpü tıkanması yaşatılmış, hatalı artan hava hızı (airspeed) göstergesi karşısında uçağın stall olmasını önlemek için pilotların "Flight Level Change" modundan "Vertical Speed" moduna geçmeleri beklenmiştir. Test senaryosunda ise, alçalış sırasında statik port (static port) tıkanması simüle edilmiş, "VNAV" modunun başarısız olması durumunda pilotların yedek göstergeleri (standby instruments) kullanarak "Pitch Hold" moduyla uçuşa devam etmeleri ölçülmüştür.
Yatay Mod Eğitim ve Testleri: Eğitim senaryosunda VOR alıcısının arızalanmasıyla pilotların GPS navigasyonuna geçmeleri hedeflenmiştir. Test senaryosunda ise GPS sinyalinin sessizce (hiçbir ikaz vermeden) kaybolması durumunda, pilotların durumu tespit edip VOR alıcısı ve DME (Distance Measuring Equipment) kullanarak pozisyonlarını belirlemeleri beklenmiştir.
Araştırma Bulguları
Gerçekleştirilen analizler, performans baskısı yaratılan grubun eğitim sırasındaki "state anxiety" seviyelerinin istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğunu doğrulamıştır. Ancak yüksek kaygı ve baskının eğitim çıktıları üzerinde hipotez edilen negatif etkileri gözlemlenmemiştir:
Araştırıcı Davranış (Exploration): Simülatördeki modlar arasında geçiş yapma (farklı özellikleri deneme) sıklığı bakımından her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Pilotlar baskı altında dahi otopilot sistemlerini keşfetmeye devam etmişlerdir.
Problem Çözme ve Teşhis: Gösterge arızası yaşandıktan sonra yeni ve doğru otomasyon moduna geçme süreleri bakımından, yüksek baskı grubu ile düşük baskı grubu arasında belirgin bir hız ya da gecikme farkı oluşmamıştır.
Genel Performans ve Sistem Bilgisi: Test senaryolarında doğru ve optimal modu seçme frekansları değerlendirildiğinde sonuçların tamamen eğitim tipinden bağımsız olduğu saptanmıştır. Eğitim sonrası yapılan teorik bilgi testinde de gruplar arasında anlamlı bir fark görülmemiştir.
Özetle bu çalışma bağlamında, yüksek performans baskısı pilotlarda belirgin bir kaygı yaratsa da, onların problem çözme becerilerine, yeni otomasyon sistemlerini öğrenmelerine ve test senaryolarındaki başarılarına olumsuz bir etki yapmamıştır. Ancak araştırmacılar, pilotların bireysel farklılıklarının ve senaryo yapılarının bu sonuçlarda büyük rol oynamış olabileceğini, performans baskısının hiçbir etkisi olmadığını söylemek için henüz erken olduğunu vurgulamışlardır.
Kurumsal ve Bireysel Gereklilikler ile Öneriler
Araştırmanın sonuçları, uçuş emniyeti kültürünü geliştirmek ve beklenmedik durumlar karşısında yılmazlık (resilience) seviyesini artırmak isteyen havacılık profesyonelleri için önemli dersler barındırmaktadır. Bu bağlamda aşağıdaki öneriler geliştirilmiştir:
Bireysel Gereklilikler ve Öneriler (Pilotlar İçin)
Keşfederek Öğrenmeyi Benimseme: Pilotlar, simülatör eğitimleri sırasında sadece ezberlenmiş SOP'leri uygulamakla kalmamalı, güvenli simülatör ortamının sunduğu avantajlardan yararlanarak uçak sistemlerinin derinlemesine mantığını keşfetmelidir. Farklı otopilot modlarının (VNAV, FLC, VS vb.) limitlerini ve arıza durumlarındaki davranışlarını anlamak, uçuş emniyeti açısından kritik bir öneme sahiptir.
Stres ve Kaygı Yönetimi: Araştırmanın da gösterdiği üzere, pilotların değerlendirilme kaygısı (state anxiety) ciddi boyutlara ulaşabilmektedir. Ancak profesyonel bir pilotun, artan bu içsel basınca rağmen operasyonel görevlerini eksiksiz yerine getirebilmesi, kişisel yılmazlık (resilience) kapasitesinin bir göstergesidir. Stres faktörlerini tanımak ve kokpit içinde iş yükünü yönetmek bireysel gelişimin temelidir.
Bütüncül Durumsal Farkındalık: Test senaryolarında görüldüğü gibi (örneğin GPS'in arızalanması veya pitot-statik sistem hataları), otomasyonun sağladığı verilerin ikincil/yedek göstergeler (standby instruments) veya diğer seyrüsefer yardımcıları (DME, VOR) ile sürekli çapraz kontrol (cross-check) edilmesi zorunludur.
Kurumsal Gereklilikler ve Öneriler (İşletmeler ve Eğitim Kurumları)
Kanıta Dayalı Eğitime (EBT) Geçiş: Geleneksel, yalnızca onay kutularının (check-box) işaretlendiği görev odaklı eğitim modelinden, Kanıta Dayalı Eğitim (Evidence-Based Training) modeline geçiş hızlandırılmalıdır. Pilotların ezberden ziyade teşhis koyma (diagnosis) yeteneklerini ölçen senaryolar tasarlanmalıdır.
Psikolojik Güvenlik Ortamının Sağlanması: Baskı altında öğrenmenin bu spesifik araştırmada performansı doğrudan düşürmediği görülse de, aşırı kaygının bilişsel kapasiteyi daralttığı bilinen bir gerçektir. Eğitim kurumları, pilotların yeni sistemleri öğrenirken hata yapmaktan korkmayacakları, performans değerlendirmesinin "cezalandırıcı" değil "geliştirici" olduğu bir öğrenme ortamı tahsis etmelidir.
Yılmazlık (Resilience) Odaklı Senaryo Tasarımı: Simülatör senaryoları, uçağın manuel uçuşa alınmasının "en kolay kaçış yolu" olamayacağı şekilde planlanmalıdır. Pilotlar, otomasyon arızalarında sistemleri kademeli olarak düşürmeyi (degradation) ve uçağı uygun olan bir alt otomasyon modunda uçurmayı deneyimlemelidir. Bu, modern kokpitlerde uçuş emniyeti felsefesinin temel taşlarından biridir.
6. Sonuç
Andrea Sepulcri ve çalışma arkadaşlarının (2025) araştırması, ticari havayolu pilotlarının tazeleme eğitimlerinde maruz kaldıkları performans baskısının, pilot davranışları ve otopilot mantığını öğrenme kapasiteleri üzerindeki etkisine ışık tutmaktadır. Sonuçlar, yüksek kaygı seviyelerine rağmen yetkin pilotların araştırma ve problem çözme becerilerinin zarar görmediğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte havacılık endüstrisi, uçuş emniyeti standartlarını en üst seviyeye taşımak adına pilotların sadece kural uygulayıcı (SOP takipçisi) olmaktan çıkıp, sistem uzmanlarına dönüşmelerini destekleyecek güvenli eğitim ortamları sunmaya devam etmelidir. Bu sayede, gelecekte karşılaşılabilecek tüm karmaşık operasyonel zorluklara karşı üstün bir yılmazlık (resilience) kültürü inşa edilebilir.
Kaynak:
Bu yazı, Andrea Sepulcri, M. M. van Paassen, Annemarie Landman, Olaf Stroosma ve Max Mulder (Delft Teknoloji Üniversitesi Uzay ve Havacılık Mühendisliği Bölümü) tarafından kaleme alınan ve 2025 yılında 23. Uluslararası Havacılık Psikolojisi Sempozyumu'nda (23rd International Symposium on Aviation Psychology) sunulan orijinal araştırma "Effects of performance pressure on learning during recurrent pilot training" temel alınarak hazırlanmıştır.






Yorumlar